Sosyal Medya:

Manşet

Ercüment Ülker: İdarecilik Ayrı Yöneticilik Ayrıdır

Sitemiz açıldığından beri temel ve teknik bazı konulara koşturmaktan çok masa başında kalmıştım ancak artık sahaya çıkma vakti geldi diye düşündüm ve ilk iş olarak özel röportajlarımıza başlama vakti dedim.

Efendim uzun zaman sonra ilk röportajımı MVP Spor Kulübü’nün kurucularından ve benim de eski antrenörlerimden Ercüment Ülker ile yapmak istedim kalktım gittim bir çayını içmeye.

Sitemizin aktif olduğu dönemlerde, 6.Adam Dergisini çıkarttığımız zamanlarda ve son 2 yılda sitenin kapalı olduğu anlarda dahi hep destek vermiştir Ercüment abi. Aç şu siteyi lazımsınız diye diye başımın etini yedi ve o zaman dedim ki gel bir sohbet edelim.

Hukukumuz 20 yıl olacak neredeyse. Pamukspor’da ben minik ve küçük takım oynadığım dönemlerde Kulübün Koordinatörlüğünü yapıyordu. Daha sonra Tofaş organizasyonunda İstanbul Tofaş olarak yıldız takım antrenörlüğümü yaptı. Aklımıza gelen her konuyu konuştuk buyurun efendim röportajımıza.

Ercüment ağabey kaç yıl oldu bu işlerin içindesin?

MVP ile 15 yıl oldu. Genel olarak 35 yıla yakın.

ercumentulker3Basketbol okulu olarak işin öncülerindensiniz değil mi?

Benim basketbol okulu geçmişim 1985’e dayanır. İlk defa Pendik’te kendi basketbol organizasyonumu yaptım. Daha sonra Beşiktaş, Fenerbahçe, Pamukspor, İstanbul DSİ ve Tofaş olarak devam ettim. 2001’den bu yana da MVP.

MVP’nin başlangıcına gelelim.

Tek okulda başladık. Irmak Okullarında bir tek faaliyet gösteriyorduk. 5 yıl boyunca başka bir şube açmadan devam ettik. Bunda amacımız sadece bizim organizasyonumuzda çalışacak antrenör yetiştirmekti. Daha sonra açacağımız okullar için planlı bir projeydi. Bu sektörde istediğimiz formasyonda antrenör bulmak zor. Basketbol okulu antrenörlüğü ile basketbol altyapı antrenörlüğü ayrı şeyler olarak düşünüyoruz. Okul – Altyapı ve A takım antrenörlüğü diye üçe ayırdığımız bir organizasyon ile başladık. Genel olarak bizde bu iç içe geçmiş durumda. TBF dahi 13 yaş ve üstü itibari ile antrenör eğitimi veriyor. Biz de defalarca söyledik daha alt yaş gruplarda da antrenörleri eğitmeliyiz diye öncelikler farklı olduğu için pek bu teklifimiz dinlenmiyor.

 

MVP Sadece Basketbol Okulu olarak değil Sportif Organizasyonlar olarak da ön plana çıktı.

Şirketimizin adı zaten MVP Sportif Organizasyonlar A.Ş . Yaz ve Kış aylarında yaptığımız kamplar, düzenlediğimiz ligler ve turnuvalar da ön plana çıktı. Yıllardır yaptığımız Junior League de en önemli örneklerden biri.

Junior League bir sembol artık

ercumentulker6Tabi biz başlamadan önce böyle bir kategori yoktu. TBF ligleri de 13 yaş itibari ile başlıyor. Biz bu süreci uzatmış olduk. Çocukların basketbol hayatını 2 sene daha öne çekmiş olduk. Eskiden o yaş grubu şenlik olarak yapılıyordu ancak bizimle birlikte bir lig organizasyonu oldu. Şuan İstanbul’da o yaş grubuna lig yapan 6 özel turnuva var. Bizim için gurur verici bir şey çünkü bir fitili ateşlemiş olduk.

Biraz yalnız kaldı organizasyon sanki. Sponsor ile başladınız şuan ne durumda?

Evet ama TBF de bize destek verdi. Dolaylı yollardan bu işe yatırım yapan, sosyal sorumluluk projesi olarak gören sponsorlara yeterli önem verilmedi ve o yüzden de onlar da yavaş yavaş çekildi. Kolay değil bu tür işler yaklaşık 7-8 yıldır kendimiz karşılıyoruz ama çocuğumuz gibi artık atsan atılmaz satsan satılmaz.

Tek pota organizasyonu da vardı HOOP FEST.

Sahilde tek pota sloganı ile yola çıktık. O da bir marka oldu. Caddebostan bir mabet oldu. Sonra büyüttük iş Amerika’ya kadar gitti. Burada birinci olan Amerika’da ki en büyük organizasyona gidiyordu. Daha sonra Sponsor çekildi ve TBF de FIBA ile birlikte bir 3’3 organizasyona girince bizde kendimizi geri çektik.

Biraz işleri başlatan misyonu olmuş sizin ki.

Aynen genelde biz başlatmış olduk. Bu sezon mesela 13 Yaş altı ligi yapacağız yine. Bu da büyüyebilir ileride bilemiyorum ki benim görüşüm her yaşın kategorisi olmalı.

Futboldaki gibi yani.

Basketbolda nedense rağbet görmüyor. Avrupa da bu şekilde yapıyor ama bir tek biz 2 yaş aralıklı kategori yapıyoruz. Bir çok takım çözüm olarak pilot takım seçeneğine gidiyor.  Biz de mesela 4 kulüple çalışıyoruz. 8 Noktada akademi olarak hizmet veriyoruz. Az kategori sayısından dolayı biz de bu çözüme gidiyoruz. İstanbul’da Süper Lig oynayan da var Seri B – C’de oynayan var hiçbir ligde oynayamayıp özel ligde oynayan da var. Amaç burada çocuklara maç yaptırmak. Bu çocuklar zaten bu sporda maç yapmak için yarışmak için bulunuyorlar. Bu çocukların çalışmalarını maç ile taçlandırmazsanız çocukları bu sporun içinde tutamazsınız.  Bazı kategorilerde 18 kişiye kadar lisans çıkarabiliyorsunuz. Sınırlamalar başka yollara başvurmaya sebep oluyor.

ercumentulker1Sayı kaç olmalı?

Özellikle küçük takımda 20, yıldız takımda 18-20 arası olmalı. Genç takım hadi bir nebze ama Üniversite yüzünden bırakan var dershane yüzünden bırakan var belki de kısıtlama olmamalı. Birkaç kötü niyetli insan yüzünden hep bir sınırlama durumları var.

Özel ligler de bu sebeple doğdu o zaman.

Tabi maç oynama ihtiyacından doğdu. Benim de İstanbul tertip komitesinde olduğum zaman Seri A – B – C diye ayırıp bu maç sayısını arttırma yönünde hamle yapıldı ki hala kullanılıyor bu sistem ama yetmeyebiliyor. Bu sistemin amacı alttaki takımlara da Türkiye Şampiyonası şansı vermek idi ve bundan yararlanan takımlar da oldu. Benim bildiğim 3 – 4 takım Türkiye Şampiyonasına bu sistem sayesinde gitti. Mesela daha önce takım takip ettiğim kadarı ile Baskent 34 diye bir takım 97 jenerasyonunda Küçük takımda şampiyonaya gitti. O takımın oyuncularından Furkan Korkmaz şuan Anadolu Efes A takımında Euroleague’de oynuyor. Belki böyle bir şans bulmasaydı ortaya çıkışı gecikebilirdi. Hele oyuncu yetişmiyor dediğimiz bir ülkede bu durum daha da zorlaşırdı.

Yabancı sayısı da artmışken daha zor olurdu.

Öyle bir değer hiçbir zaman kaybolmaz ama gecikebilirdi. Fakat son iki senedir gerek Anadolu Efes gerekse Fenerbahçe’de Duşan Ivkoviç ve Zelijko Obradoviç’in gençlere verdiği şansı taktirle izliyorum.

Ciddi Şanslar veriyorlar.

Onların maç kaybetme korkusu yok. Ciddi bir yol açtılar. Cesurca uyguluyorlar ki zaten bunu eski Yugoslavya ve Yunanistan’da da yapıyorlardı.

20151104_133440Bu şansları değerlendirmek önemli.

Kolay değil ancak Cedi ile başlayan bir süreç var. Gençlere çok önemli işler düşüyor. Yine de iyi değerlendirdiklerini söylemek lazım.

O zaman başka bir konu daha açılıyor. Bu yaz A milli takımın performansı sonrası şu söylendi; “ Biz görev adamı yetiştiriyoruz, maç kazandıracak adam değil” oyuncuyu yetiştirirken de sıkıntılar var.

Gerçekçi olup olayı iyi değerlendirmek lazım. Bir çok kulüpte ki özellikle büyük kulüplerde altyapıda çalışan isimlerin bir an önce A takıma çıkmak gibi bir düşünceleri var. Yıllardır böyle hala da değişmedi. Altyapıda görev yapan kaç tane 50 yaşın üstünde antrenör var ki? Yapanları da küstürüyoruz. Hurşit Baytok küstürüldü, Fehmi Sağdıkoğlu küstürüldü. Ben de artık bu yaş kategorisindeyim. İşin saygı boyutu azaldı. Sporda da hayatın heryerinde de saygı – ahlak ve sabır üçlüsünü korumuyoruz. Altyapıda sabırlı çalışmak önemli ve bence saygınlığı kazanmış, ahlaklı ve sabırla çalışan antrenöre ihtiyacımız var. Benim tekrar altyapıya dönmemde ki en büyük nedenlerden biri buydu. Nitekim MVP olarak kendi çapımızda önemli çalışmalar yaptık. Miniklerde 97 jenerasyonunda Junior League yarı final oynadı. Aynı takım küçüklerde şampiyonayı zorladı. Milli takım seviyesinde oyuncular yetiştirdik. Demek ki biz kendi kısıtlı bünyemiz içinde yapabiliyorsak imkanları çok daha büyük olan kulüpler çok daha rahat yapabilir.

Hayatın gerçekleri de var. İstihdam, hayat şartları, para kazanmak zorunda olmak da bu problemleri tetikleyebiliyor. İş sadece misyon olmaktan çıkıyor.

İşin başındaki yönetici ile doğru orantılıdır. Yönetici gerekli antrenörü de bütçeyi de salonu da ve detayları da halledebilir. Pastanın sadece kremasına bakıyoruz. İşin içindeki detaylara süslerine bakamıyoruz. İş en son o kısma geliyor halbuki tam tersi olmalı. Tamamen organizasyonu yöneten insanların kalitesi ile alakalı bir durum diye düşünüyorum. Yöneticilik ayrı İdarecilik ayrı şeydir.

ercumentulker5Oğlunuz Barış’a da değinelim ve şuan Amerika’da okuyor. Milli takımla da Final gördü.

Ülkemizde iyi bir eğitim alamayacağını düşündüğüm için, eğitim sistemine inanmadığım ve güvenmediğim için Amerika’ya gönderdim. Burada kalsaydı her yerde oynardı ama önemli olan basketbol sonrası hayatını da kurtarmaktı. Liseyi ve Üniversiteyi orada okumasını istedim. 35-36 yaşına kadar bu işi yapabilirsiniz ama sonrası?

Örnek aldığım bazı isimler de bana ilham verdi Sinan Güler, Engin Atsür, Doğuş Balbay gibi isimler oradan döndükten sonra hala basketbollarını oynuyorlar ki hepsinin kolunda bir eğitim bileziği de var.

Barış da hep oynayarak bir yerlere geldi. Amerika’da da oynamasını istediğim için daha düşük bir seviyede okula gönderdim. Bunda yanılmadığımı Avrupa Şampiyonası’ndaki performansında gördüğüm için mutluyum. Turnuva öncesi sakatlığı da vardı ama teknik ekip sağ olsun çok ilgili davrandılar ve onu korudular. Turnuvada da çok iyi bir performans ortaya koydu.

 

Nasıl izliyorsunuz? Takip ediyorsunuz?

Hemen hemen bütün milli takım turnuvalarını takip ettim hatta bu sene yerinden takip ettim. Amerika’daki maçlarını da Krossover sayesinde takip ediyorum. Mesela kafama takılan bir konu da bu yıl neden Genç Milli takımın final maçı televizyondan yayınlanmadı? Bence önemli bir konu. Youtube ve Fiba’nın sitesi üzerinden takip ettiler ama final maçı televizyondan yayınlamalıydı.

ercumentulker4Antrenör ve Yönetici kısmına değinmiştik. Oyuncular için de bazı tavsiyeleriniz vardır diye düşünüyorum.

Şöyle örnek verelim; Altyapı milli takımlarındaki çocuklar bir kere İngilizce bilmesi gerekli. Uluslararası alanda iletişim önemli. Kendi oğlumdan biliyorum Barcelona altyapısındaki çocuktan tut Letonya’daki çocuğa kadar herkesle görüşüyor. Buradaki çocuklar da önce iletişimi öğrenmeli. Artı yabancı dil yatırımı şart. Okula dahi gitmiyorlarsa bir şekilde dil olayına eğilmeliler. 35 Senedir bu işin içinde biri olarak söylüyorum bu çocukların da bir kapasitesi ömrü var. Telefonun bile şarjı bitiyor çocukların nasıl bitmesin. Ali Emre biz bir de çocukları haldır haldır oradan oraya koşturtuyoruz. Ne hayat tecrübesi yaşıyorlar ne başka bir şey. Varsa yoksa basketbol, taktik, teknik…vs işin eğlence ve sosyal boyutlarını görmüyoruz. Çocukları belli bir noktaya kadar zorlayıp performans almaya çalışıyoruz olmayınca da çöpe atar gibi uzaklaştırıyoruz. Çocuklar bir kere önce kendi yaşıtları ile muhatap olmalı. 18 yaşındaki çocuk 30-35 yaşındaki adamların arasında ne kadar kendini gösterip karakterini şekillendirebilir. 18-22 yaş arası tam karakterini şekillendireceğin yaştır. Önce kendi yaşıtları ile iletişimde olup sonra seviye atlamalı düşüncesindeyim. Ben Barış’ı da bu yüzden Amerika’ya gönderdim. 22 yaşından sonra daha büyük yaştakiler ile oynar o zamana kadar zaten kişiliği oturmuş olacak.

Ailede bitiyor bu iş birazda.

Kesinlikle. Furkan Korkmaz’dan çok ümitliyim. Ailesini de tanıyorum. Müthiş yetiştirmişler. Ailenin planlaması önemli. Oğlum Türkiye’de kalsaydı maddi olarak 10 yıl farklı yaşayabilirdi ama ben 10 yıldan sonrasını düşündüğüm için böyle bir planlamaya gittim. Aileler de çocuklarına maddi anlamda kendilerini kurtaran olarak görmemeli.

ercumentulker2Kendi hedefleriniz neler. Tecrübelerinizi nasıl kullanmayı planlıyorsunuz?

Hep altyapı oyuncusu ve antrenörü yetiştirmek için kendimi adadım. Hala basketbol okulu antrenmanlarına da çıkıyorum. Bu sene biraz daha yöneticilik ve sportif organizasyonlar kısmına ağırlık verdik. Bu yıl 4’e 4 tek pota turnuvasına danışmanlık yapıyorum. Bireysel antrenörlük de yapmak istiyorum. Eğitimi ile beslenmesi ile davranış eğitimi…vs herşeyi ile ilgileneceğim bir bireysel antrenörlük yapmak istiyorum.

Hayat koçluğu bir nevi.

Evet bununla ilgili de çalışmalarım devam ediyor zamanı gelince duyurularını da yapacağım.

Son soru 2 sene aradan sonra altyapibasket.com geri döndü. Kapalı olduğumuz da dahi geri dönün diyordunuz birkaç kelam da bizim için alayım.

2 sene büyük bir üzüntü ile izlediğim bir durumdu. Her zaman destek veriyordum hala da sürdürüyorum. Büyük bir kayıptı. Bir daha yaşanmaması gerekiyor. Kendime de pay çıkarıyorum bu durumdan. Çok sevindim, kaybettiğim bir şeyi yeninden bulmuş kadar sevindim. Elimden gelen her desteği vermeye hazırım. Herkesin de destek vermesi lazım. Yeniden dönmenize ama çok daha kuvvetli dönmenize çok sevindim. Senin de çocuklarına bırakabileceğin bir eser olarak düşünüyorum.

Kısmet artık 🙂

ercumentulker7

 

Önemli Haberleri Kaçırmayın!

Aşağıdaki formla haber bültenimize kayıt olabilirsiniz!

Diğer Haberler > Manşet