Connect with us

Serimhan Serim: Hedefim Seviyeme Uygun Bir D1 Kolejine Gitmek

ÖZEL RÖPORTAJ | Eğitim ve basketbol hayatına ABD’de devam eden Mustafa Serimhan Serim sorularımızı yanıtladı.

Beşiktaş altyapısından yetişen ve kariyerine ABD’de Montverde Academy’de devam eden Serim, yaşadığı süreci ve deneyimlerini aktardı.

– ABD’ye gidiş sürecinden biraz anlatabilir misin? Süreç nasıl gelişti? Bu konuda ailenden ve çevrenden ne gibi yardımlar aldın?

2013’ten bu yana yaz liglerine giderek burada oynanan basketbolu tanıma fırsatı yakaladım. 10. sınıf bitiminde buraya gelmeyi planlamıştım ve istediğim gibi oldu. 11. ve 12. sınıfları Florida’da okuyup, aynı zamanda basketbol oynuyorum. Arkadaşlara tavsiyem doğru okulu bulup, buraya olabildiğince erken gelmeleridir. Buraya geliş planımızı çok önceden yapmıştık. Okul ve basketbol hazırlıklarımızı buraya uygun şekilde geliştirdik. Bu konuda ailem bana çok yardımcı oldu.

– Türkiye’de her zaman için genç sporcuların ikilemde kaldığı bir konudur. Basketbol kariyeri mi eğitim hayat mı daha önemli? Aslında asıl hedef ikisini bir arada götürebilmektir. Sen bu konuda neler düşünüyorsun? İkisi bir arada başarılı bir şekilde yürüyebiliyor mu?

Buraya gelmek, basketbol oynayarak okumak isteyen arkadaşlar öncelikle iyi bir yabancı dil sahibi olmalılar. Türkiye’deki ders notları ortalama 90 ve üstü olmalı ki kolej seçimi sırasında avantaj sağlayabilsinler. Burada ders not ortalaması 2.5 altında olanları salona sokmuyorlar. Kısacası okumayan oynayamıyor. Benim ders ortalamam Türkiye’dekinden daha iyi çünkü burada iyi öğrenciler saygınlık görüyor. Dersler okulda iyi dinlenirse iş daha kolay oluyor. Benim bu sene notlarım onur öğrencisi seviyesinde, basketbol çok yoğun olmasına rağmen iyi bir kolej için bunu yapmak zorundayım.

“AİLEM HEP YANIMDA OLDUĞU İÇİN KOLAY UYUM SAĞLADIM”

– ABD’de spor ve yaşam kültürünün Türkiye ve Avrupa’ya göre çok farklı olduğu hep söylenir. Senin gözüne çarpan farklar neler? Uyum sağlayabildin mi ve bu süreç nasıl geçti?

Burada takıma, coach’a, arkadaşlara saygı ve sevgi en ön planda. Coach’a bunu hissettiremezsen oynaman çok zor. Özel hayatımız pek yok. Antrenman, ders ve dinlenme. Şartlar iyi olunca işler kolay. Ben kolay uyum sağladım çünkü ailem hep yanımdaydı.

– Kendi kendini analiz edecek olursan basketbolda hangi şeyleri iyi yapıyorsun ve hangi becerilerini geliştirmen gerektiğini düşünüyorsun?

Türkiye’de uzun yıllar takımımdaki en kısa ve güçsüz oyuncuydum. Özellikle son 4 senedir güçlenme konusunda çok çalıştım. Artık 194 cm boyunda bir şutör guard olarak buradaki en güçlü oyuncuyum. Geçen sene savunma konusunda çok çalıştım. Artık 1-2-3-4 numaralı pozisyonları savunabiliyorum. Bu benim süreme çok katkıda bulunuyor. Burada özellikle okuduğum okulda birçok şeyi iyi yaparak sahada kalıyorsunuz. Şut sokmak, iyi fundamental yeterli olmuyor. İyi savunma yapmak, takımı beslemek, benchten takımı desteklemek gerekiyor. Bunları öğrendim. İlk devre 3 maçta “maçın oyuncusu” seçildim. Kullandığımı top sayısını artırmam gerekiyor. Avrupa basketbolu biraz daha paylaşımcı burada herkes kendine oynuyor. Bunu dengeli bir şekilde ilerletmeliyim. Ribaund ortalamamı maç başına 4-6 arasında tutmalıyım.

“SAHADA NE İSTENİRSE ÖNCELİK ODUR”

– ABD’de basketbol dışında kalan zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?

Sabah 5’te kalkıp 7’ye kadar özel antrenman yapıp 8’de okula başlıyoruz. 12’de dersler bitiyor. Saat 1-3 arası takım idmanı, 4-5 arası dersler ve 6-8 arası özel antrenman şeklinde geçiyor. Kendime ait olan tek gün pazar. O günde göl yürüyüşü, elimden geldiğince gitar çalmak gibi etkinlikler ile geçiyor.

– Şu anda kadrosunda yer aldığın takımdaki arkadaşlarınla ilişkilerin nasıl? Koçların sana yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsun?

Bu sene Montverde’de 12. sınıftayım. Takımımız 12’de 12 yaptı. Takım arkadaşlarımla her zaman çok iyi ilişkiler kurmaya özen gösterdim. Burada da öğretmenlerim ve tüm yardımcı antrenörlerle ilişkilerim çok iyi. Başantrenörümüz bana çok güveniyor. Özellikle savunmada önemli rol alıyorum. Takımın en güçlü oyuncularından biri olduğum ve agresif savunma yaptığım için farklı görevler alıyorum. Bu da benim basketbol gelişimimi hızlandırıyor. Bir maç içinde guard savunması yaparken, uzunların faul problemi yaşamasıyla 4 numarayı tutabiliyorum. Hücumda hep istikrarlı ve yüksek yüzdeli oynamam, gereksiz top kullanmamam coachlar tarafından beğeniliyor. Ben coachable bir oyuncuyum. Sahada ne istenirse öncelik odur. Bu düşünce sayesinde antrenörlerle ilişkim başarılı.

“BURAYA GELECEKLER GÜÇLÜ GELMELİ”

– Senin gibi kariyeri için ABD’ye gitmek gibi önemli bir adım atmak isteyen sporcu arkadaşlarına ne gibi tavsiyelerin olur?

Tavsiyem buraya çok güçlü gelin yoksa ezilirsiniz. Atletizm yapın yoksa şansınız çok az. Şut sokmak, iyi fundamental ve bire birde ileri seviye olun. Oynamak istiyorsanız savunmayı iyi yapın. Basketbol burada düşündüğünüzden çok daha zor. Süre almak, aldığın sürede top kullanmak kolay değil. Unutmayın burası basketbol ülkesi ve oynamak için günde 6 saat çalışıp derslerinizi yapacaksınız. Zaman zaman benchte oturacaksınız. Mental olarak buna hazır olun. Doğru okula gidin. Yanlış okul demek rüyanızın başlamadan bitmesi demektir.

– Gelecekle ilgili kariyer planların nelerdir?

Bu sene Montverde Academy’de oynuyorum. Planlarım seneye de bu okulda oynayarak, seviyeme uygun bir D1 kolejeye gitmek ve orada süre ve sorumluluk almak. Gelişimim kolej sonrası basketbolumu yönlendirecektir. Benim işim çalışmak ve uygulamak.

Daha Fazla Haber