Sosyal Medya:

Haberler

Farklı Kupalar, Aynı Senaryolar, Aynı Kahramanlar!

Yazar: Ömür ÖZCAN | Tarih 13 Nisan 2018. Yer ise Volkswagen Arena. Darüşşafaka, tarihindeki ilk Avrupa Kupası’nı kazanmak için parkeye çıkıyor. Rus temsilcisi Lokomotiv Kuban’ı ilk maçta mağlup eden Yeşil-Siyahlılar için bu maç hem şampiyonluk niteliğinde, hem de şölen havasında. David Blatt yönetiminde Eurocup’ta harika işlere imza atan Daçka için artık son bir adım kaldı. Maça da harika başladılar. Takımın lideri olan Scottie Wilbekin ilk dakikalarda rakibine, özellikle de eşleşmesi Joe Rangland’a meydan okudu. Wilbekin’in yanı sıra son maçlarda ritim bulmakta zorlanan Howard Saint-Roos da sorumluluk aldı ve bulduğu isabetlerle oyunun açılmasını sağladı. Bu şekilde de ilk yarıyı 39-33 önde tamamladık.

Maçın ikinci yarısında da kıran kırana mücadele devam etti. İlk maçta hücumlar ön plana çıkarken bu karşılaşmada ise sert savunmalar başroldeydi. Koç Sasha Obradovic, Wilbekin tehdidini savuşturabilmek için elindeki tüm kozları sahaya sürdü. Üçüncü çeyrekte de biraz olsun çabasının meyvesini aldı. O bölümde Wilbekin’e pozisyon yaratmakta zorlandık. Onun biraz geri çekilmesi ile birlikte Will Cummings ve JaJuan Johnson ikilisi sorumluluk aldı. İşte bu şekilde de son bölümde hata yapmadık ve Eurocup şampiyonu olduk.

Harika bir sezonun meyvesini Eurocup şampiyonu olarak aldı Darüşşafaka. David Blatt önderliğinde büyük bir başarıya imza attılar. Fakat beni bu kupa kadar sevindiren başka bir konu daha var. Oynanan son karşılaşmada resmen zamanda yolculuk yaptım diyebilirim. Altın jenerasyon olarak nitelendirdiğimiz 1995-1996 yaş grubundan dört oyuncu vardı sahada. Benchte de koç Ömer Uğurata göze çarpıyordu. Ömer ağabey de bu yaş grubuyla yıllarca çalıştı, birçok madalya kazandı, birçok kupa kaldırdı. İşte bu oyuncuların ve Ömer Uğurata’nın alınan Eurocup şampiyonluğunda büyük bir paya sahip olmaları beni ayrı bir mutlu ediyor. Bu yazımda da bu konuya değineceğim ve dört ana başlık altında zamanda ufak bir yolculuk yapacağım.

Hatırlayacağınız üzere Cuma günkü maçta, ikinci çeyreğin sonunda Kartal Özmızrak çok kritik bir üçlük sokmuştu. Devreyi bitiren üçlüğe imza atan Kartal, çok kritik bir anda sahne aldı. O üçlüğün hemen ardından da aklıma 2013 U18 Avrupa Şampiyonası geldi. O turnuvanın final karşılaşmasında da bu tarz bir üçlük sokmuştu Kartal Özmızrak. Kenan Sipahi’nin hazırladığı pozisyonu bu kez sol dipten bitirmiş, Hırvatistan karşısında final periyoduna altı sayı farkla önde girmemizi sağlamıştı. Tam beş yıl önce soktuğu o üçlüğün hemen hemen aynısını Cuma günü de soktu Kartal. Bu kez asisti yapan isim Okben Ulubay oldu. Hatta ve hatta isabet sonrasındaki sevinç bile Riga’daki atmosferi andırdı, hemen hemen aynısıydı.

O asisti yapan Okben Ulubay da maça ilk beş başladı. David Blatt’in güvenini boşa çıkartmayan Okben, 24 dakikalık bölümde harika oynadı. Evet, belki sayısı yoktu. Fakat yaptığı dört kritik asistin yanı sıra savunmadaki enerjisi de takdiri hak edecek cinstendi. Okben Ulubay’ın bu tarz final karşılaşmaları için yaratıldığına inanıyorum. Bir insan istisnasız oynadığı her final maçında nasıl fark yaratabilir? Yine bir pozisyona dikkatinizi çekeceğim. İlk yarıda yaşanan bir hücum ribaundu mücadelesinde Okben, yerden yere atladı ki onu bu tarz pozisyonlarda çok az görürsünüz. Yüreğini sahaya koydu ve topun da sahibi oldu. Bu pozisyon yine 2013 yılını hatırlattı bana. Sertlik konusunda kafalarda hep soru işareti bırakan Metecan Birsen de Hırvatistan ile oynanan final maçında bu tarz bir pozisyon yaşamış, jump-ball kararının ardından topu takımımıza kazandırmıştı. İsimler farklı olabilir ama senaryolar neredeyse aynı. Okben de finalde işini harika yapan isimlerdendi. Özellikle ve özellikle savunmadaki gayretine şapka çıkartmak gerek.

Darüşşafaka’nın has çocuğu Doğuş Özdemiroğlu da bu kupayı en çok hak eden isimlerin başında geliyor. Darüşşafaka bünyesinde yıllardır bulunan Doğuş, kazanılan kupa da payı olan genç isimlerden. Bayern Münih serisinin ilk maçında takımı uyandıran isimdi. Verilen savunma görevlerinin hepsini kusursuz bir şekilde yerine getirdi. Volkswagen Arena’daki son maçta da sadece 47 saniye sahada kaldı ama yaptığı baskılı savunma inanılmazdı. Devre sonuna doğru rakibine resmen yapıştı ve hata yapması için elinden geleni yaptı. İşte bu performansı yine bana bir Gençler Avrupa Şampiyonası’nı hatırlattı. 2014 yılında Konya’da düzenlenen Gençler Avrupa Şampiyonası çok iyi bir organizasyon olmuştu. Orada da finale kadar yükselmiştik. Koç Ömer Uğurata, final maçına kadar ilk beşte Yiğit Arslan’a görev veriyordu. Fakat Sırbistan finaline Doğuş Özdemiroğlu ile başlamayı tercih etti. Her ne kadar Stefan Peno gibi bir yıldızları olsa da Sırbistan’ın saha içindeki organizatörü 1996 doğumlu Ilija Dokovic idi. Onun savunmasına gözlerini çeviren Koç Uğurata, Doğuş Özdemiroğlu hamlesi ile finale başladı ve Doğuş, Ilija Dokovic’i ilk 10 dakikalık bölümde perişan etti. 8 bin kişilik tribün desteği ile de daha sonrasında arkamıza bakmamıştık. Yine benzer senaryoyu 5 yıl sonra yaşadı Doğuş. Sonuç ise yine kupa oldu.

Son olarak Ömer Uğurata parantezini açacağım. Maç sırasında Sevgili Kaan Kural, Koç Uğurata’nın enteresan alan savunması stratejilerinin takım için ne kadar önemli olduğundan bahsetmişti. İşte o stratejiler de son maçta fazlasıyla işimize yaradı. Koç Blatt bu tarz organizasyonları maç içinde kullanmaktan hiç çekinmedi. İşte aynı savunma stratejilerini altın jenerasyon ile de gittiği her turnuvada kullandı Ömer Uğurata. Örneğin 2012 Yıldızlar Avrupa Şampiyonası yarı finalinde Sırbistan karşısında kötü bir ilk yarı oynamıştık. Daha sonrasında momentumu değiştirmek isteyen Ömer Uğurata, hiç beklenmeyen bir anda 1-3-1 zone savunmaya geçti ve işler o dakikadan itibaren değişti. Sonuç olarak oradan da altın madalya ile ayrılma başarısı gösterdik.

Uzun lafın kısası Cuma günkü final sırasında zamanda ufak bir yolculuk yaptım ve bundan da çok keyif aldım. Demek istediğim de şu; Evet, Wilbekin gibi Howard Saint-Roos gibi oyuncuların maça nasıl hazırlanacakları çok önemliydi ama bizim gençlerimiz de en az onlar kadar o inanılmaz atmosfere hazırdılar. Doğuş, Kartal ve Okben sahadan nasıl galibiyet koparacaklarını çok iyi biliyorlardı. Çünkü daha önce de bu duyguyu birçok kez yaşadılar. Rollerine bağlı kalarak sonucun istedikleri gibi olacağının farkındaydılar. Keza Ömer Uğurata da önceki yıllarda bu tarz final havalarını yaşamıştı. İşte bu isimlerin bu şampiyonlukta büyük bir paya sahip olmaları bizi ayrıca mutlu etti. Sebastian Vettel’in Çin Grand Prix’i sıralama turlarının ardından takımına söylediği iki kelimeyi burada paylaşarak yazımı noktalıyorum. TEŞEKKÜRLER BEYLER, GRAZİE RAGAZZİ!

Altyapibasket.com Üyeleri

Önemli Haberleri Kaçırmayın!

Aşağıdaki formla haber bültenimize kayıt olabilirsiniz!

SEÇMELER

Diğer Haberler > Haberler