Sosyal Medya:

Haberler

Bora Akbulut: Ekol Oluşturmak Kolay Değil

ÖZEL RÖPORTAJ | İstanbul basketbol altyapısının önemli ekiplerinden FMV Işık Spor Kulübü’nün altyapı sorumlusu ve aynı zamanda BGL takımı koçu Bora Akbulut sorularımızı yanıtladı.

Başarılı antrenör kulübün BGL macerasından altyapıda istikrara, genç oyuncuların genel durumundan tartışılan kurallara birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

Merhaba, öncelikle sizi tanımayanlar için bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Merhaba, 1976 Ankara doğumluyum. 18 yaşında PTT’de (Türk Telekom’da) antrenörlüğe başladım. Antrenörlüğe başladığımda TBL seviyesindeki Mülkiye’de oyuncuydum. İki sezon kadar hem oyunculuk hem antrenörlük devam ettikten sonra oyunculuğu bırakıp, tamamen antrenörlüğe yöneldim. 25 yıllık antrenörlük hayatımda her seviyede çalışma şansım oldu. Ulusal ve Uluslararası pek çok yurt içi ve yurt dışı kampta görev aldım. 6 yıldır FMV Işık Spor Kulübü’nde çalışıyorum. Şu anda BGL koçluğu ile birlikte altyapı sorumluluğunu da yürütmekteyim. Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunuyum.

“BGL’DE OYNAMA HEDEFİMİZ HEP VARDI”

Basketbol Gençler Ligi’nde bu sezon ilk kez mücadele ediyorsunuz. Sezonun geri kalan bölümüyle ilgili olarak neler söylemek istersiniz?

Bu sezon ilk defa oynadığımız BGL’ye maalesef çok geç katılma durumunda kaldık. Aslında BGL kurulduğundan beri organizasyon olarak ligde yer almayı hedeflediğimiz için hazırlıklarımız devam ediyordu. Yeri gelmişken Türkiye Basketbol Federasyonu’na böyle bir oluşuma imza attıkları için teşekkür ederim. A Takım kapandıktan sonra altyapımızdan yetişecek sporcularımız için bir hedef göstermemiz açısından da önemliydi. Vakıf yönetimimizin aldığı kararla ağırlıklı olarak Işık Okulları’nda okuyan öğrencilerin olduğu bir altyapımız var. BGL’ye katılımımız netleştikten sonra da bu karar doğrultusunda %20 Işık dışından olacak şekilde oyuncu kadromuzu oluşturduk. Altyapımızda gerçekleştireceğimiz atılımla, eğitim hayatında da başarılı oyunculara burs imkanı sağlayarak ileride organizasyonumuzu daha kuvvetli hale getirmek düşüncesindeyiz.

Bu sezon özelinde ise önce BGL ön eleme maçlarına hazırlandık, sonrasında U18 Ligi’nde mücadele edeceğimizi düşünürken, BGL şansıyla beraber orada mücadele etmeye başladık ancak yaz idmanlarında yapılması gereken temel işleri çalışma şansımız olmadı maalesef. BGL oynayacağımızın açıklanmasının iki gün sonrasında Beşiktaş’la oynadık. 6. hafta ancak kadromuzu son haline getirdik. Geç bir araya gelmiş ve yaz antrenmanı yapamamış bir takım olmamıza rağmen pek çok maçın ilk yarısında öndeydik ve maçları kafa kafaya oynadık. Bu maçların 5 tanesini kıl payı kaybettik. Bizim için büyük bir tecrübe oldu. Oynadığımız basketbol ve yaptığımız mücadele maalesef ki sonuçlara yansımadı. Çok daha iyi yerlerde olabilirdik. BGL normal sezonu bittikten sonra U18 Ligi Anadolu Şampiyonası’nda yer alacağız. Amacımız oradan çıkarak Türkiye Şampiyonasına gitmek ve sporcularımızın tecrübelerini arttırmak olacak.

Basketbol Gençler Ligi’nde üçüncü sezon oynanıyor. Genel olarak lig ile ilgili yorumlarınız nelerdir? Genç oyuncular üzerinde ne gibi katkıları olduğunu düşünüyorsunuz?

Söylediğim gibi BGL’ye katılmadan önce de hazırlanıyorduk ve ligi takip ediyorduk. İlk sene birkaç takım yukarıdaydı ve aşağıdaki takımlar arasında da ciddi kuvvet farklılıkları vardı. İkinci sene daha yakın takımların mücadelesine tanık olduk. Bu sene ise sonuçlar açısından iki takım, rekabet açısından bir takım dışarıda kaldı. Hemen her takımın birbiriyle mücadele edebildiği bir lig yaşanıyor. Oyuncuların deplasmanlı lig tecrübesini erkenden yaşaması adına da çok olumlu bir organizasyon olarak görüyorum. Daha önce kendi jenerasyonlarındaki oyuncuların durumunu ancak Türkiye Şampiyonasında görebilirlerken; şimdi hafta hafta takip etme imkanına kavuştular. Türkiye Basketbol Federasyonu’nun bu güzel oluşumu bir üst kategoride U22’de de yapabilmesini diliyorum.

“ANADOLU TAKIMLARININ REKABET DÜZEYİ ARTTI”

Basketbol Gençler Ligi’nin özellikle İstanbul dışındaki takımlar üzerinde önemli katkısı olduğu söyleniyor. İstanbul’da kaliteli maç yapma fırsatı bulan bir takım olarak diğer illerdeki kulüpleri ve oyuncuları nasıl buldunuz?

Açıkçası BGL sonrasında genç takım düzeyinde İstanbul’da eskisi gibi kaliteli maçlar yapıldığını düşünmüyorum. Kaliteli takımların ve oyuncuların büyük çoğunluğunun BGL’de yer alması sonucunda bazı BGL takımlarının yıldız takımlarıyla yer aldığı bir yapı oluştu. Yine de İstanbul diğer illere göre elbette daha şanslı. Basketbol hayatının çoğunluğunu İstanbul dışında geçirmiş bir spor adamı olarak BGL sayesinde Anadolu takımlarının rekabet düzeylerinin arttığını görebiliyoruz. Burada bence incelenmesi gereken ayrıntı bu rekabet gerçekleşirken oyuncuların kaç tanesinin o şehirden olduğu ve kaç tanesinin şehir dışından takıma dahil edildiği. Dışarıdan gelen oyuncular da bence o illerde basketbol seviyesini yukarıya taşıyacaktır. Orta ve uzun vadede ligin de devamlılığı ile birlikte elbette şehir takımlarının da çoğunluğunu kendi yetiştirdikleri oyuncularla ligde yer almaya başlayacaklarını düşünüyorum.

“EKOL OLUŞTURMANIN ÇOK KOLAY OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

Genel olarak Türkiye’deki basketbol yapılanmasını sorarsam, acaba neden net bir ekol oluşturulamıyor? Neden istikrarlı bir yapı sağlanamıyor. Sizin eksik gördükleriniz ya da çözüm önerileriniz neler?

Ekol oluşturmanın çok kolay olmadığını düşünüyorum. Türkiye şartlarında daha da zor olduğuna inanıyorum. Ekolü var diyebileceğimiz ülkelere baktığımızda altyapılarında belli kararların alındığını, hatta bu kararların antrenörlerin aralarında aldıklarını ve uymayan antrenörlerin, antrenörler ve kulüpler tarafından dışlandıklarını görüyoruz. Eğitim konusunda uzun senelerdir büyük uğraşlar veriliyor. Baktığınızda herkes aynı müfredatı görüyor. Ama genel geçer doğrular konusunda bile aynı şekilde düşünemiyoruz.

Altyapılarda 15-16 yaşına kadar ball screen kullanılması, zone savunma yapılması, tam saha preslerin yapılması oyuncu gelişiminin önünde bir engel olarak devam ediyor. Antrenörlerin alt seviyelerde maç kazanmak yerine oyuncuyu geliştirmek üzerine düşünmesi gerekiyor. Uygulama noktasındaki farklılıkların çok büyük olmaması gerekir. Farklı düşünceler gelişime katkı sağlar düşüncesine de saygılıyım ancak bazı doğruların da doğru şekilde uygulanması gerekli.

Son yıllarda küçük yaş gruplarındaki alan savunması, üç sayı kuralı gibi durumlarla ilgili tartışmalar yaşandı. Sizin genel olarak statülerle ilgili düşünceleriniz nedir?

Öncelikle küçük yaş gruplarında alan savunması, ball-screen olmaması gerektiğine inananlardanım. İlk kez 1983 doğumlular küçük takım oynarken bazı kurallar getirildi ancak hakemlerin farklı yorumlamaları sonucunda kaldırıldı. Son dönemde tekrar uygulandığında ise antrenörlerin de farklı yorumlamaları ile kurallar içinden çıkılmaz hale geldi. Biz antrenörler kendi içimizde karar alabilmeliyiz artık. Alan savunması yapan takımların çoğunluğunu spor okulu kökenli takımlar oluşturmakta. Belki de haklı olarak onlar için maç kazanmak her şeyden önde geliyor. Belki de spor okulu kulüplerini ayrı liglerde toplamak ve oynatmak bir çözüm olabilir ancak oralardan yetişebilecek potansiyel oyuncular için sıkıntı büyük olacaktır şimdiki gibi.

3 sayı konusunda oyuncu doğru şut formunda şutu atabiliyorsa belki de atmalı ancak küçük yaş gruplarında bu çok da mümkün değil. Belli bir yaştan sonra kazanılan alışkanlıkları düzeltmek de çok zor olduğuna göre buna da antrenörün karar vermesi gerekli.

“GENÇ OYUNCULAR YARATICILIK KONUSUNDA SIKINTI ÇEKİYOR”

Yabancı oyuncu ve yabancı antrenörler konusu geçtiğimiz yıllarda çokça tartışıldı ve düzenlemeler yapıldı. Bu noktada özellikle genç Türk oyuncuların ve genç Türk antrenörlerin kendilerine yeterli yatırım yaptıklarını düşünüyor musunuz?

Nitelikli yabancı oyuncuların ve yabancı antrenörlerin Türk basketboluna faydalı olduklarını görüyoruz. Türk oyuncular ve Türk antrenörlerin rekabet edip kendilerini geliştirmeleri için güzel fırsatlar doğuyor aslında. Genç Türk oyuncular için belki de maddi ve manevi anlamda zamanından önce her şeyi yaptırdığımız için bir doymuşluk yaşanıyor. Bu da çalışmaların azalmasına ve göreceli olarak daha geride olan yabancı oyuncuların onların yerinde olmasına neden oluyor. Yaratıcılık konusunda da ciddi anlamda sıkıntı çekiyor genç oyuncular. Bunda biraz kendilerinin de işin kolayına kaçarak ezberciliğe gitmesi, biraz da biz antrenörlerin yaratıcılıklarını sınırlandırmaları etken oluyor.

Türk antrenörler için ise artık bilgiye ulaşmak çok kolaylaştı. Bilgiyi elde ettiğinde antrenörlerin, kopyala yapıştır yapmak yerine neyi ne için yaptıklarını; kendi takımlarındaki oyunculara uygunluklarını; değişiklik yapılması gereken yerleri; geliştirilebilecek yerleri tartıp öyle uygulaması gerekli. Oyuncularımız da, antrenörlerimiz de yaratıcılıklarını geliştirerek potansiyellerinin üzerine çıkabilirler.

Genel olarak oyuncular altyapıdan üst seviye basketbola geçerken sorun yaşıyorlar. Siz bu durumu neye bağlıyorsunuz? Oyunculara kendilerini üst seviyeye hazırlamaları için neler tavsiye edersiniz?

Bir önceki sorunuzla da bağlantılı olarak ezbercilikten uzak durmalarını, oyunun felsefesini anlamalarını tavsiye edebilirim. Genç sporcu kardeşlerimizin daha çok NBA takip ettiğini ve bunun sonucunda takım oyunundan uzaklaşarak bireyselciliğe yöneldiklerini görüyoruz. Bence takip edebildikleri kadar çok lig takip edip, izleyebildikleri kadar çok maç izleyerek pek çok şeyin üstesinden gelebilirler. Bir de yeni gelen nesillerde kolay pes etme gibi bir durum göze çarpıyor. Zorluklar her zaman için karşılarında olacaktır. Vazgeçmeden çalışmaya devam etmek belki de en önemli itici güç olacaktır.

“VELİ SADECE OYUNCUYU DESTEKLEYEN BİR GÜÇ OLMALI”

Altyapılarda veliler son dönemde tartışılan bir durum haline geldi. Hatta Basketbol Gençler Ligi’nde bununla ilgili geçtiğimiz yıllarda bir sempozyum düzenlendi. Veli-oyuncu-kulüp üçgeninde nelere dikkat edilmeli?

Veliler, spor okullarının kulüpleşmesiyle birlikte son 15-20 yıllık süreçte basketbolda daha etkin hale geldi. Herkesin çocuğu iyi oyuncu kendine göre elbette ancak velilerin görevi çocuklarına destek olmalı sadece. Bana göre kulüp-oyuncu-antrenör saç ayağında veli sadece oyuncuyu destekleyen bir güç olmalı. Antrenörler çocukların iyi insan, iyi sporcu olmalarına çalışırken, veliler de ellerinden gelen desteği sağlamalılar. Belki de çocuklarının sorumluluk alarak, hayatlarını yaşamalarına izin verirsek pek çok problemi de kendiliğinden çözmüş olacağız.

Son olarak yeni sezon öncesinde eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Umuyorum ki Türk basketbolunu el birliği ile daha iyi yerlere taşıyacağız. Size de basketbolumuza, özellikle de altyapımıza verdiğiniz desteklerden dolayı teşekkür etmek isterim.

Önemli Haberleri Kaçırmayın!

Aşağıdaki formla haber bültenimize kayıt olabilirsiniz!

Son Haberler

Diğer Haberler > Haberler