Sosyal Medya:

Eğitim

Kobe Bryant’ın Hayatından Çıkarılacak 5 Ders

ÖZEL İÇERİK | Altyapı Basket ekibi olarak bugün efsane basketbolcu Kobe Bryant’ın hayatından çıkarılacak dersler üzerinde duracağız.

Geçtiğimiz aylarda trajik bir helikopter kazası sonucu hayata gözlerini yuman Lakers efsanesi Kobe Bryant, iş ahlakı, oyuna olan tutkusu ve başarılarla dolu kariyeriyle emsali görülmemiş bir karakter olarak aramızdan ayrıldı.

Not: Burada yazılanlar altyapibasket.com ekibinin görüşleri değildir. Bu bir çeviri haberdir ve basketballforcoaches.com tarafından yayınlanan yazı temel alınarak uyarlanmıştır. Keyifle okumanız dileğiyle!

Kobe Bryant’ın bir helikopter kazasında öldüğünü ilk okuduğumda nerede olduğumu asla unutmayacağım.

Saat 22.00’de Bükreş, Romanya’da bir evdeydim.

Kitap okumayı bitirmiştim ve tam da ışıkları kapatıp uyumak üzereydim.

Telefonumu son bir kez kontrol etmeye karar vererek Twitter’a girdim.

Aşağıdakiler, akışın en üstündeydi:

“NBA Süperstarı Kobe Bryant Helikopter Kazasında Öldü”

Aklıma ilk gelen, bunun iğrenç bir şaka olması gerektiğiydi, ancak akışımdaki sonraki 10 tweet’in hemen hemen aynı şeyi söylediğini fark ettim.

İnanamadım.

İnanmak istemedim.

Kobe Bryant’ı izleyerek büyümüş biri olarak, son birkaç gün kafamı toplamaya çalışarak geçti.

Kobe yok edilemez görünüyordu.

Milyonlarca insanı etkiledi, hayatın birçok alanında başarılıydı ve hala dünyaya verecek çok daha fazlası olduğu açıktı.

Bu nasıl olabilir?

Tüm bu durum üzerine düşünmeye devam ederken, son 20 yıldan beri Kobe Bryant’ı sahada ve saha dışında izlerken öğrendiğim şeylerin bir listesini oluşturdum.

1. Çalışın

“Tembel insanlarla ilişki kuramıyorum. Aynı dili konuşmuyoruz. Seni anlamıyorum. Seni anlamak istemiyorum.”

Spor tarihinde, Kobe Bryant’ın gösterdiği iş ahlakı ve kararlılığına yaklaşan çok az oyuncu var.

O, hep salondaydı.

Dünyanın en büyük basketbol oyuncularından biri olma sürecine olan bu bağlılık, erken yaşta başladı ve Kobe’nin çok ciddiye aldığı bir şeydi.

Liseye kadar geri gittiğimizde, günlük antrenmanları her sabah 05: 00’da başlıyordu.

Ve NBA’e girdiğinde, aşırı uçlara çıktı:

“Sabah 3’te uyanırsın, sabah 4-6 antrenman. Eve gel, kahvaltı yap, rahatla. Şimdi tekrar geri döndün. 09:00 – 11:00. Rahatla… Tekrar geri dön, 14:00 – 16:00. Ve tekrar, 19:00 – 21:00. Böyle bir 5-6 yıl geçirdiğinde, onların yazın ne çeşit bir çalışma yaptıkları önemli değil – sana asla yetişemeyecekler.

Takım arkadaşlarından ve rakiplerinden bu inanılmaz iş ahlakının kariyerinin sonuna kadar devam ettiğini kanıtlayan sayısız hikaye var.

Eski bir Lakers’lı olan John Celestand’ın kısa hikayesi:

“Celestand bir keresinde 1999-2000 sezonunda Kobe’nin bileğini kırdığını yazmıştı. Celestand heyecanlıydı, çünkü Kobe’nin sakatlandığını ve özellikle antrenman tesisinden 30 dakika uzakta yaşadığını düşündüğü için sabah spor salonuna ondan önce varabilirdi. Ancak ertesi sabah içeri girdiğinde, “Kobe ter içinde, sağ kolunda alçıyla sol koluyla top sürüyordu.”

Kobe’nin bize öğrettiği şey, eğer büyüklüğün en yüksek zirvesine ulaşmak istiyorsanız…

Herkesten daha fazla çalışmaya istekli olmalısınız.

2. İnsanları Sorumlu Tutun

“Liderlik yalnızdır… Bizi gitmemiz gereken yere götürmek için yüzleşmeden korkmayacağım. Galibiyetin ve başarının herkesin birbirine sarılıp motivasyon marşı söylemesinden veya her şeyi mahvettiklerinde sırtlarının okşanmasından kaynaklandığı yönünde büyük bir yanılgı var ve bu gerçek değil. Bir lider olacaksanız, herkesi memnun etmeyeceksiniz. İnsanları sorumlu tutmalısınız. Durum rahatsız edici olsa bile. ”

Kobe, talepkar bir liderdi.

Oynadığı herkesten en iyisini bekliyordu.

Basketbol sahasında geçirdiğiniz her saniyede % 110’unuzu vermeyeceğinizi düşündüyse, bir şey söylemekten ve sizi sorumlu tutmaktan asla korkmazdı.

O türden bir liderdi.

Bu, birçok meslek için ideal liderlik tarzı olmayabilir ama iş arkadaşlarınız dünyanın en iyi oyuncuları arasında yer alıyorsa çok etkili olabilir.

3. Kadın Basketboluna Saygı Gösterin

Bryant tereddüt etmeden “Açıkçası şu anda NBA’de oynayabilecek birkaç WNBA oyuncusu olduğunu düşünüyorum” dedi. “Bunu yapabilecek beceriye sahip birçok oyuncu var.”

Kobe sadece bir NBA hayranı değildi…

Kobe bir BASKETBOL hayranıydı.

NBA, WNBA, kolej, lise, altyapı izlemeyi severdi.

Ve son yıllarda kızı Gigi, WNBA’da potansiyel bir geleceğe daha fazla takıntılı hale gelirken, Kobe’nin kadın basketboluna özel ilgisi arttı.

Düzenli olarak WNBA ve NCAA kadın maçlarını izlerdi.

Çoğunluğun gözden kaçırdığı bu birinci sınıf atletlerin elit becerilerini sık sık överdi.

Becky Hammon (Spurs yardımcı koçu) şunları söyledi:

“WNBA’yı izledi ve bence emeklilikte daha çok zaman buldukça, daha fazla dahil oldu ve pek çok kadın için o ses olmaya başladı. Kadın basketbolu, gerçek bir savunucuyu ve kadınların her şeyi yapabileceğine gerçekten inanan birini kaybetti.”

4. “Sırada Ne Var?” Diye Sormaya Devam Edin

“İlk şampiyonluğu kazandığımı hatırlıyorum ve ‘Tamam, şimdi ne olacak? Şimdi ne var?’ dedim. Takım arkadaşları kutlama yapıyor, etrafta şampanya şişeleri sallıyor… Ve bunun dışında, ‘Tamam, şimdi ne olacak?'”

Birçok insanın içine düştüğü ölümcül bir tuzak vardır:

Bir çeşit başarı elde etmek… ve sonra kayıtsızlığa sürüklenmek ya da tatmin olmak.

Bu Kobe’ye asla olmadı.

Kendine “Sırada ne var?” diye sormayı hiç bırakmadı.

Birçok başarısını tekrarlamak, mevcut yeteneklerini geliştirmek ve oyununa yeni hareketler eklemek için çok çalıştı.

2009’da dördüncü şampiyonluk yüzüğünü kazandıktan sonra, sezon sonu spor salonunda Hakeem Olajuwon ile alçak post oyunundaki en küçük ayrıntıları düzelterek geçirdi.

Shaquille O’Neal, Lakers’tan ayrıldığında, Kobe onsuz kazanabileceğini kanıtlamak istedi.

Basketbol kariyeri bittiğinde bile Kobe hâlâ “sırada ne var?” diye soruyordu.

NBA’den emekli olduktan bir yıl sonra yeni bir meydan okuma buldu…

Kobe, Glen Keane ve John Williams’ın yardımıyla, çocukluğundan itibaren oyuna olan aşkını anlatan 5 dakikalık animasyon kısa filmi “Sevgili Basketbol”u yarattı.

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, film bir Akademi Ödülü (Oscar) kazandı.

Kobe her zaman sınırlarını zorlamak için yeni bir hedef / meydan okuma buldu.

Asla tatmin olmadı.

Hep “sırada ne var?” diye soruyordu.

5. Ölüm Her An Gelebilir

Kobe Bryant’ın ölümü, “yaşam saatimizin” her an işlediğinin üzücü bir hatırlatması.

Hiçbirimiz dünyadaki zamanımızın ne zaman biteceğini bilmiyoruz.

Bu nedenle, sahip olduğumuz her saniyeden en iyi şekilde yararlanmamız önemlidir.

Kaynak: basketballforcoaches.com

 

 

 

Diğer Haberler > Eğitim