Sosyal Medya:

Eğitim

Genç Oyuncuların The Last Dance’den Öğrenebileceği 7 Şey

Chicago Bulls’un basketbola damga vurduğu dönemi alan The Last Dance belgeseli altyapı sporcularına yönelik olarak da önemli dersler içeriyor.

1997-98 sezonundan yayınlanmamış görüntüleri de içeren 10 bölümlük mini belgesel dizisi, Michael Jordan’ın kariyerini ve Chicago Bulls’un 1990’lardaki dominant performansını anlatıyor. Belgeselde Jordan’ın birçok olumsuz yönü olmasına rağmen genç sporcuların örnek alabileceği çok fazla önemli detay bulunuyor.

İşte The Last Dance’den alabileceği 7 ders;

1- Takım arkadaşlarınıza güvenin!

Michael Jordan kariyerinin ilk bölümünde tamamen bireysel bir oyun ortaya koyuyordu. Zaman geçtikçe şampiyonluklara ulaşmak için bunun çok daha fazlasını yapması gerektiğini anladı. Nitekim 1993 ve 1997 NBA finallerinin en kritik bölümlerinde Paxson ve Kerr’e güvenerek maç toplarını onlara bırakması fark yaratan detay olmuştu.

2- Koçunuzu dinleyin ve yeni fikirlere açık olun!

Antrenörlerin yeni fikirlerini dinlemek ve bunları uygulamalarına yardımcı olmak takımın gelişimi açısından yararlıdır. Jordan bireysel performansıyla öne çıktığı kariyerinin ilk bölümünün ardından özellikle Phill Jackson’ın engin bilgisinden faydalandı. Onun fikirlerine ve olayları ele alış biçimine her zaman saygı duyardı.

3- Kendinize basketbol dışında da çıkış yolları bulun!

Michael Jordan her ne kadar bir süperstar olsa da kariyeri boyunca yoğun baskı ile mücadele etti. Bu baskıyı azaltmak için kendisine çıkış yolları buldu. Jordan’ın golf ve beyzbol gibi sporlara olan tutkusu onu yoğun NBA maratonunda rahatlatan şeyler oldu.

4- Zayıf yönleriniz üzerine çalışın!

The Last Dance’den çıkarabileceğiniz ana derslerden biri çalışma etiği olabilir. Jordan her zaman için iş ahlakı ile öne çıkan bir sporcu oldu. Kariyeri boyunca birçok kez başarısızlığa uğramasına rağmen bu deneyimlerinden elde ettiği sonuçlarla zayıf yönlerini geliştirdi ve şampiyonluklara ulaştı.

5- Örnek olarak liderlik edin!

Michael Jordan liderlik özellikleri ile Bulls’un bir hanedan olmasını sağladı. Antrenmanlarda ya da maçlarda her zaman elinden gelenin en iyisini ortaya koydu ve bunu takım arkadaşlarından da bekledi. Majesteleri takıma liderlik ediş şeklini “Hiçbir zaman yapmadığım bir şeyi takım arkadaşlarımdan talep etmedim” ifadesiyle açıklıyor.

6-  Rolünüzü bilin!

Chicago Bulls’un NBA’de fırtınalar estirdiği 1990’lı yıllarda kadrosunda Scottie Pippen, Dennis Rodman, Steve Kerr, Horace Grant gibi önemli oyuncular vardı. Fakat hiçbiri çoğunlukla arka planda kalmayı sorun etmedi ve rollerini en iyi şekilde gerçekleştirdi. Bulls’un 6 şampiyonluk elde etmesinde bu rol dağılımının önemli payı vardı.

7- Gözünüzü korkutmayın!

Chicago Bulls’u 90’lı yıllardaki destansı başarısında en çok zorlayan takım Detroit Pistons oldu. Pistons hem fiziksel hem de zihinsel olarak Bulls’u yıpratıyordu. Fakat Michael Jordan ve arkadaşları bunu gözlerinde büyütmek yerine daha güçlü dönmeyi tercih etti ve sonuçta hedeflerine ulaştılar.

 

Diğer Haberler > Eğitim