Sosyal Medya:

Avrupa

TOFAŞ’ın İlk #AdidasNGT Deneyimi ve Gelen Sekizincilik

Yazar | Ömür ÖZCAN – Öncelikle herkese mutlu yıllar diliyorum. 2019 geride kaldı ve artık önümüzde 2020 var. 2020 yılı herkese başarı, sağlık, mutluluk ve huzur getirmesi dileğiyle. Tabii ki de bu yıl da basketbol ile dolu bir yıl olsun. 🙂 Basketbol demişken, yeni yılın ilk gününde de klavye başında siz değerli okurlarımız için bir şeyler hazırlamanın uygun olacağını düşündüm. Konumuz geride kalan Adidas Next Generation Tournament‘ın Valencia etabı olsun. Tabii ki berbat espriler yaparak sizleri bunaltmayacağım. Gelin hep birlikte o etabı ve bu turnuvada ilk kez ter döken TOFAŞ‘ın performansı değerlendirelim

26 Aralık 2019 tarihinde Valencia’ya uçan TOFAŞ Genç Takımı, Pazartesi günü itibariyle yurda döndü ve bu harika turnuvayı geride bıraktı. İlk kez katıldıkları için de oyuncu ekibinin yanı sıra orada bulunan teknik ekipte de bir heyecan vardı. Bunu maçları izlerken de gördük zaten. Herkes için önemli bir tecrübe, oyuncu grubu için de çıkartılması gereken dersler adına önemli bir sınavdı.

 

blank

BARCELONA KARŞISINDA ÜMİT VEREN PERFORMANS

Ezekiel David olmadan Valencia‘ya uçan TOFAŞ, turnuvanın ilk gününde Barcelona ile karşılaştı. Maça da gayet iyi başlamıştık aslında. Özellikle Batın Tuna‘nın hep oyunu kontrol edip hem de ribaundları forse etmesiyle birlikte istediğimiz açık sahayı bulduk ve Barcelona‘yı çok zorladık. Bir ara da farkı çift hanelere kadar çıkarttığımızı hatırlıyorum. Ayrıca Anadolu Efes‘ten takıma katılan Ege Peksarı‘nın da skorda verdiği katkılarla ayakta kaldı Bursa ekibi. Devrenin sonuna doğru ise Barcelona biraz vites arttırdı ancak yine soyunma odasına da 33-32‘lik skorla gidildi.

Maçın ikinci yarısında ise Barcelona beklendiği gibi oyuna ağırlığını koydu. Ibou Badji‘nin kötü gününde olmasına rağmen 7 blok ile oynaması, Pau Tendero‘nun skoru taşıması, Gael Bonilla‘nın organizasyonu yönetmesi gibi ana etkenler birleşince TOFAŞ fazla direnemedi. Batın Tuna‘nın ritim yakalayamadığı bir günde olmasına rağmen çektiği 15 ribaund ve çaldığı 6 topla direnmeye çalıştığımızı da belirtelim. Fakat takımın diğer skorerlerinin oyuna hiç girememesiyle maç birden koptu ve Barcelona karşılaşmadan 76-64 galip ayrıldı. İlk günü Batın Tuna (’03) 11 sayı-15 ribaund-4 asist-6 top çalma ile maçı tamamladı. Ege Peksarı (’03) da  16 sayı-5 ribaund-6 asist ile 27 Aralık gününü iyi performansla kapatan bir diğer isimdi.

İkinci güne bu mağlubiyetle uyanan TOFAŞ‘ı uzun bir maraton bekliyordu. Öncelikle sabah seansında rakip Gran Canaria‘ydı. Temsilcimiz bir gün sonra turnuvanın şampiyonu olacak Gran Canaria karşısında oyundan erken koptu. Hiçbir şekilde varlık gösteremedik. Ne hücumda, ne de savunmada yapmak istediklerimizi yapabildik. 2003 jenerasyonunun Frank Ntilikina‘sı olan Jean Montero maçı istediği gibi yönetti. 19 dakikada yakaladığı 22 sayı-8 ribaund-3 asist istatistikleriyle takımını galibiyete uçurdu. Biz ise gruptaki ikinci maçımızdan mağlubiyet ile ayrılarak 2’de 0 yapmış olduk.

blank

İLK TURNUVA, İLK HEYECAN VE GELEN SEKİZİNCİLİK

Günün akşam seansında ise grubumuzdaki son maçı Asvel karşısında oynadık. TOFAŞ, gündüz seansının aksine Fransız ekibi karşısında maça iyi başladı. Yine ilk yarıda istediklerimizi sahaya yansıttık. Takımın önemli nişancılarından olan Egemen Usta (’03) istediği isabetleri buldu. Batın Tuna (’03) yine olması gerektiği gibi her yere yardım etti. Keza x faktör olarak içeriden Ali Taşkın ile sayılar bulduk. İBB’den transfer olan Hamza Çelik (’03) de beklentilerin üzerinde işler yaptı ve bu sayede oyunda kaldık.

Ancak ikinci yarı ile birlikte fiziksel olarak oyundan düştük. Fransız temsilcisinde takımın en skorer oyuncusu olan Matthew Strazel hücumu taşıdı. Keza 2004 doğumlu olan ve etap boyunca harika işlere imza atan Daryl Doualla da bize karşı iyi işler çıkarttı. Bu şekilde de sahadan 62-70 mağlup ayrıldık ve grup aşamasını 3’te 0 ile tamamladık. Adidas Next Generation Tournament‘ın yapısı gereği yarı final karşılaşmaları oynanmaz. Yani grubu lider bitiren takımlar direkt olarak finale yükselir. Sonuncu olan ekip ise diğer grubun sonuncusu ile 7.lik maçına çıkar. TOFAŞ‘ın da rakibi son günde Cibona Zagreb oldu.

Cibona bünyesinde çok da önemli bir yıldız var. 2002 jenerasyonunun en önemli isimlerinden olan ve potansiyeliyle dikkat çeken Roko Prkacin de bu karşılaşmada forma giydi. Koç Semih Soğuksu, tüm oyuncularının tecrübe kazanmaları için rotasyonu olabildiğince geniş tuttu ve sonuca da pek önem vermedi. İki yaş büyüklerine karşı forma giyen Berke Büyüktuncel (’04) 11 sayı-4 ribaundu ile iyi bir sınav verdi. Onun dışında ise Batın Tuna, Egemen Usta ve Ege Peksarı üçlüsü maçı çift hanelerle noktaladı. Ancak Roko Prkacin ve Filip Paponja önderliğindeki Cibona rahat bir galibiyetle yedinciliği kapmış oldu. Ivisic‘lerden Zvonimir‘i o kadar çok beğendim ki gerçekten inanılmaz. İncecik 2.10’luk fiziği ve bileğindeki yumuşaklıkla beni çok heyecanlandırdı. TOFAŞ cephesinde ise 2002 doğumlu isimlerin beklenilenin altında kaldığını da belirtelim. Takımın iki önemli 2002 doğumlu oyuncusu turnuva boyunca hiç işin içine giremediler. Dolayısıyla da oyunu açmakta, içerisini işlemekte zorlandık.

TURNUVANIN EN GENÇ TAKIMI, GELECEK SEZON İÇİN ÖNEMLİ TECRÜBE

Nitekim TOFAŞ, Valencia etabından sekizincilikle ayrılarak Bursa’ya döndü. Kadro 2003 doğumlu oyuncuların ağırlıkta olduğu bir kadroydu. Yani gelecek sene daha iyi olabilirler. Ben Bursa ekibinin bir sonraki yıl da bu turnuvada olacağını düşünüyorum. İyi bir jenerasyon yakaladılar. Önemli isimler var. Ezekiel David‘in de vatandaşlık süreci sona erdiğinde takım daha da iyi olacak. İşte onun İspanya’ da olması bazı şeyleri değiştirebilirdi. Semih Hoca, Eze’nin yokluğuna çok üzülmüştür muhtemelen. Fakat Batın Tuna gibi, Hamza Çelik gibi ve son olarak Berke Büyüktuncel gibi önemli isimlerin fena olmayan performansları bana göre onları da umutlandırdı. Bakalım gelecek sene de burada olacaklar mı? Sürece hep birlikte tanık olacağız.

blank

ETABA JEAN MONTERO DAMGASI

Etabın şampiyonu ise Gran Canaria oldu. Barcelona‘nın bulunduğu gruptan lider olarak çıkan Gran Canaria, finalde ise Unicaja Malaga‘yı devirdi. Jean Montero (’03) finale damgasını vurdu. Tıpkı üç yıl önce Samsun’da aynısını yapan Frank Ntilikina gibi. Malaga‘yı finalde adeta tuz buz etti. Malaga’nın son umutlarını bitime yaklaşık bir buçuk dakika kala 7.5 metreden yolladığı üçlükle bitirdi ve takımını şampiyonluğa, kendisini de MVP ödülüne uçurdu. Kesinlikle NBA yapacak. Yani bununla ilgili bir gram bile tereddüttüm yok. Kendisini iki yıldır izleyen biri olarak söylüyorum ki ismini şimdiden bir kenara not edin. Sofya’daki U17 Dünya Şampiyonası‘nda umarım olurlar. Dominik Cumhuriyeti’ni ve Montero’yu canlı izlemek için sabırsızlanıyorum.

Finali 30 sayı-6 ribaund-7 asist, turnuvayı da 21.3 sayı-4.8 ribaund-4 asist ortalamalarıyla tamamlayan Montero, yukarıda da belirttiğim gibi etabın yıldızı oldu ve MVP ödülünü kaptı.Takımın bir diğer önemli potansiyeli Senegalli Khalifa Diop da finaldeki 21 sayı-10 ribaundluk-4 blokluk performansıyla beklentileri karşıladı. Turnuvanın en iyi beşine seçilen diğer isimler ise yine Gran Canaria forması giyen Ruben Lopez (’02) , Barcelona’dan Pau Tendero (’02), Unicaja Malaga‘nın NBA potansiyeli Yannick Nzosa (’03) ve Valencia‘dan 2002 doğumlu pota altı oyuncusu Alonso Foure. Bu isimlerin yanı sıra Cibona‘dan Roko Prkacin, Filip Paponja, Ivisic biraderler potansiyelleriyle dikkat çektiler. Yukarıda da belirttiğim gibi Asvel‘in 2004 doğumlu forveti Daryl Doualla da gözlemcilerin dikkatini çeken bir diğer isim oldu.

Yazıyı noktalamadan önce TOFAŞ‘ın bu turnuvada önemli performanslar sergileyen üç oyuncusunun detaylarına değinelim. Öncelikle Batın Tuna (’03) ile başlayalım. Daha sonrasında Hamza Çelik (’03) ve Berke Büyüktuncel (’04) ile devam edelim.

blank

BATIN TUNA, SG, 1.98M, 2003

Batın Tuna bu jenerasyonunun Türkiye’deki en önemli ismi. Ben de kendisini yakından tanıyan isimlerin başında geliyorum. Karakter olarak çok düzgün ve çalışkan bir insan. Genlerinin Balkanlardan geldiğini düşünürsek de saha içinde çok soğukkanlı. Adeta sahaya çıktığı zaman bir katil gibi. Oyunun her dakikasında bir şeyler yapmaya çalışan, toplu oyunda ve topsuz oyunda üreten bir isim. Özellikle de topsuz oyun etkinliği onu çok ama çok değerli kılıyor. Zayıf taraftan yaptığı ataklar, aldığı hücum ribaundları ve hemen her topa kafa sokabilecek kadar savaşçı olması onu farklı kılan özellikleri.

Bu etapta da takımın en önemli  ve en iyi ismiydi. Şunu da belirtelim. Batın’ın turnuva öncesinde atlattığı önemli bir sakatlık var. Belinden yaşadığı problemden ötürü 20 gün boyunca hiçbir idmana katılamadı ve İspanya’ya %100’ü ile gidemedi. Zaman zaman saha içerisinde fiziksel olarak zorlandığını da fark ettim.

Özellikle ilk Barcelona maçını harika oynadı. Hücumda istediği isabetleri bulamasa da oyunu yöneten isimdi. Takım arkadaşları bitirişler konusunda biraz daha iyi olsaydı 4 asist yerine maçı 10 asist ile bitirebilirdi. Maç başına 8 ribaund ortalaması yakaladı ki bu Batın için gayet ideal bir ortalama. Ayrıca maç başına aldığı 2.3 hücum ribaundu da zayıf tarafı ne kadar zorladığını, maç başına çaldığı 2.8 top ile de savunmada ne kadar çok çalıştığını gösterdi. Bunlar gayet iyi işaretler. Hele de bir yıl daha gençler seviyesinde oynayacağını düşenecek olursak.

Düşünmemiz gereken en önemli husus ise şut performansı. Evet, turnuva boyunca takımın ana oyuncusu olduğu için tüm toplar onda kaldı. Ama yine de yüzdelerini biraz daha yukarı çıkartması gerekiyor. U16 Avrupa Şampiyonası’nda da aynı sıkıntıyı yaşamıştı. Udine’yi %14 üçlük, %48 faul atışı ortalamalarıyla kapatan Batın, Valencia’dan da %20 üçlük, %43 faul ortalamaları ile ayrıldı. Önümüzde bir U17 Dünya Şampiyonası olduğunu düşünürsek; turnuvaya kalan 6 aylık süreçte ve gelecek için Batın’ın şut tehdidini biraz daha yukarı çıkartması gerekiyor. Samir Seleskovic ile yapacağı bireysel idmanların önümüzdeki dönemlerde değeri oldukça önemli. Eğer şut tehdidini de yukarı çekerse Batın’ın ulaşacağı seviye farklı olacak. Ben de ona çok inanıyorum.

4 maç, 10.3 sayı, 8 ribaund, 3.3 asist, 2.8 top çalma, 2.8 top kaybı, %38.2 2FG, %20 3FG, %43 FT

HAMZA ÇELİK, SF-PF, 2.08M, 2003

İstanbul BŞB altyapısından yetişen ve bu sene ile birlikte TOFAŞ bünyesine katılan Hamza Çelik, 2003 yaş grubunun önemli isimlerinden biri. Fiziksel olarak gelişime çok açık bir yapısı var. Ancak şu sezona kadar zamanını İBB‘de geçirdiği için biraz şanssız. Örnek verecek olursak 2 yıl önce de Hamza’nın fiziği bu şekildeydi. İncecikti ve potansiyeli çok yüksekti. Ancak İstanbul temsilcisinin Hamza’yı istenilen ya da beklenilen seviyeye getiremediği düşüncesindeyim. Yani üst seviye takımlarda yer alan genç oyuncular kadar sert idmanlar yemedi. Sert oyuncular karşısında önemli sorumluluklar almadı. Dolayısıyla da bir iki yılı direkt olarak gitmiş oldu. Şimdi ise TOFAŞ bünyesinde ve Semih Soğuksu yönetiminde yeni bir başlangıç yaptı. Eksiklerine giderebilmek için, fiziksel olarak belirli bir seviyeye gelebilmek için çok çalışması gerekiyor.

Valencia etabında da herkesi umutlandıran bir performans sergiledi Hamza. Üç sayı çizgisinin gerisinden istikrarlıydı ve takıma önemli katkılar sağladı. Önünde 1.5 yıllık önemli bir süreç var ve bu süreyi en iyi şekilde geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. İnce ve atletik fiziği ile iyi yerlere gelebilir. Pozisyon sıkıntısı yaşamaması gerekiyor ki bence oyun tarzı kısa forvet pozisyonu için daha uygun. Dış şutuna güveniyor. Fakat temas konusunda istenilen seviyede olmadığı için Valencia‘da boyalı bölgeden %36.4 ile bitirebildi. Keza ribaundlar konusunda da seviye atlaması gerekecek. Daha net, saha içinde daha ne yapması gerektiğini bilen bir oyuncu olmalı. Dediğim gibi Valencia‘da iyi sinyaller verdi. BGL sezonunda da önemli dakikalar alacaktır. U17 Dünya Şampiyonası ile birlikte de daha net düşüncelere sahip olacağımız kanaatindeyim. Bekleyip görelim.

4 maç, 25:51 dakika, 8.8 sayı, 2.3 ribaund, 1.3 top çalma, 1.3 blok, %36.4 2FG, %46.2 3FG, %25 FT

blank

BERKE BÜYÜKTUNCEL, 2.05M, PF, 2004

2004 jenerasyonu bu yıl ile birlikte kendini göstermeye başladı. Bu yaş grubunda da Türkiye’de önemli potansiyeller var. Pınar Karşıyaka‘dan Eray Büyükcangaz‘ı zaten hepimiz biliyoruz. Fakat TOFAŞ‘ta öyle bir potansiyel var ki beni fazlasıyla heyecanlandırıyor. O da Berke Büyüktuncel. Uzun kolları ve harika fiziğiyle bu yıl önemli işlere imza atıyor Berke. TOFAŞ Yıldız Takımı‘nda sahanın patronu, BGL’de de sahanın işçisi rolünde ve şu zamana kadar beklenileni fazlasıyla verdi.

BGL’de izlediğim bir kaç maçında öyle işler yaptı ki gerçekten harika. 1’den 4’e kadar her oyuncusunun karşısında kalabilen, switch savunmasında rakibine kabus gibi çöken, sahaya enerji katan ve beklenilmeyen işleri yapan bir oyuncu oldu.

Solak ve şut mekaniği ilk bakıldığında gayet uygun. Fakat yakından incelendiği zaman bence önemli bir sıkıntı var. Hiç güvenemediğim fizik bilgimle konuya değineyim. İyi şütörler şuta kalkarken dik açı ile sıçrarlar. Dolayısıyla bacaktan gelen tüm kuvvet direkt bileğe gider. Fakat bir kaç kez baktığım zaman Berke’nin havaya açılı şekilde sıçradığını gördüm. Yani şut sonrası aşağı inerken olduğu yere değil, yarım adım sağına düşüyor. İşte bu, şuta dik çıkmadığını gösterir. Dik açı ile kalkamadığı için de bacaktaki kuvvetin % 100’ünü bileğine iletmiyor. Dolayısıyla şut sırasında da bileğine fazla yükleniyor. Bileğine fazla yüklenmesinin yanı sıra açılı sıçradığı için şutun balansı da değişiyor. Bu fiziksel sorunu çözebilmesi için önünde iki yol var. Ya dik sıçradığında bacağından aynı kuvveti alarak topu daha yumuşak çıkartacak. Ya daşut için bacaktan daha az kuvvet alacak. Bunu düzeltebilmesi için de çok çalışması gerekiyor.

Valencia‘daki etapta da takımın işçisi olarak, 2 yaş büyüklerine karşı önemli süreler aldı. High post’tan birebir oyunları çok oynadı ve ribaundlarda iyi çalıştı. Özellikle tepeden oynadığı bire birler ile ilerleyen yıllarda yüzü dönük oyunlarının önemli bir silah olacağını gösterdi. Kısacası özellikle Cibona Zagreb maçındaki performansıyla gözlemcilerin dikkatini çekti.

Fakat onun için önemli olan konu şu an itibariyle ay sonundaki TBF U16 Turnuvası. Bakalım takımın kilit ismi olarak neler yapacak? Nasıl sorumluluk alacak ve takımını nasıl taşıyacak? İlk sinyalleri gayet iyi. TOFAŞ da onun için doğru adres. Çalışması ve her gün oyununun üzerine koyması gerekiyor. Ayrıca ileride oynayacağı pozisyonda önemli. Bence dört numara için biçilmiş kaftan.

4 maç, 22.19 dakika, 5.0 sayı, 4.3 ribaund, 1.3 blok, 0.8 asist, %38.1 2FG, %16.7 3FG, %25 FT

Önemli Haberleri Kaçırmayın!

Aşağıdaki formla 2 bini aşkın üyemizin bulunduğu haber bültenimize kayıt olabilirsiniz!

Son Haberler

Diğer Haberler > Avrupa