Connect with us

Bahadır Senice: “Bugün Türk Basketbolunun Lokomotifi Spor Okullarıdır”

Bahçelievler ve Florya’da faaliyet gösteren Best Basketbol’da görev yapan deneyimli antrenör Bahadır Senice , altyapibasket.com’un sorularını yanıtladı.

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Merhaba. Hoşgeldiniz. Adım Bahadır Senice, 1980 Balıkesir – Edremit doğumluyum. Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunuyum. Yıllarca alt yapı ve üst yapıda basketbol oynadım. Daha sonra bir sakatlık sebebiyle bırakmak zorunda kaldığımda sahanın dışına çıkmak hoşuma gitmedi. Bu sebeple de antrenörlük yapmaya başladım. Profesyonel seviyede alt yapılarda çeşitli kategorilerde, Balıkesir’de ve İstanbul’da görev aldım. 2013 yılından bugüne de bu kulüpte çalışmaya devam ediyorum. Bu sene için genç takım antrenörüyüm.

Kulübünüzde hangi yaş grubundaki çocuklar veya gençler basketbol eğitimi alabiliyor?

Biz spor okulu temelli bir kulübüz. 18 yaşından 7 yaşına kadar her yaş grubunda çocuklarımız var. Belirli bir yaşa kadar spor okulu formatında devam ederken, belirli bir yaştan sonra hem yaz hem kış müsabaka grubu formatında devam ediyoruz. O yüzden temelde ismimize spor okulu demek çok doğru değil. Bizim yaptığımız iş spor okulu temelli spor kulüplüğü.


HABER: Best Basketbol Florya’daki Yeni Şubesinde Çalışmalara Başlıyor!


“ÇOCUKLARIN ÖNCELİKLE BASKETBOL OYNAMANIN KEYİFLİ BİR ŞEY OLDUĞUNU ANLAMALARINI SAĞLIYORUZ”

Özellikle en küçük yaş gruplarında çocukları basketbola nasıl ısındırıyorsunuz, genel olarak hangi çalışmaları yapıyorsunuz?

Temelde bir çocuğu yeteneklerinin olduğu doğrultuda eğitebilmek için öncelikle bu kavramı sevmesi gerekiyor. Ona bunu sevdiremezseniz bir şey öğretmeniz neredeyse imkansız hale geliyor. Biz bu sebeple kulüpten içeriye ilk defa giren, ilk defa basketbola başlayan yaşı her ne olursa olsun çocuklara gelişim gruplarımızda veya oyun gruplarımızda yer veriyoruz. Bu grupların ve antrenörlerinin temel amacı spor salonunun keyifli bir yer olduğunu, spor yapmanın eğlenceli ve keyif alınan bir şey olduğunu, arkadaşlarıyla beraber basketbol oynamanın eğlenceli bir şey olduğunun anlaşılması.

Tabii ki bunun için çalışan özel antrenörlerimiz var. Tüm amaçları da bu oyunu sevdirmek. Bunu yaparken çeşitli oyunlar ve yarışmalar kullanıyorlar. Tek bir odak noktaları var. Bu oyunu ve spor yapmayı çocuklara sevdirmek.

Spor okulları tüm yıl boyunca faal olabiliyor. Sizin kulüp olarak yaz ve kış dönemlerinde hangi faaliyetleriniz oluyor?

Yaz ve dönemi ve kış dönemi olarak bizde ikiye ayrılıyor. Biraz önce dediğim gibi spor kulübü tarafı da çok güçlü olan bir kurumuz biz. Yaz döneminde açıkçası spor okulundan çok spor kulübü tarafımızı, müsabaka tarafımızı sezona hazırlamak için faaliyetlerimiz var. Birçok kulüp gibi biz de yazın bir kısmını off-season olarak geçiriyoruz. Sonrasında ise sezona hazırlık programlarımız başlıyor. Fakat bu programlarımız küçük yaş gruplarında değil daha çok büyük yaş gruplarını yani küçük, yıldız ve genç takım seviyelerinde oluyor. Yaz antrenmanlarıyla onları sezona hazırlamaya çalışıyoruz. Spor okulu kısmınaysa ancak kış sezonunda yani okulların açık olduğu dönemde devam ediyoruz.

Basketbol son dönemde ülkemizde popülaritesi artan bir spor dalı. Özellikle bu spora yönelmek isteyen çocuklar ve aileleri için kısaca bu sporu yapmanın faydalarından bahsedebilir misiniz?

Temelde spor yaparak çok büyük kazanımlar elde ediyorlar, onu söylemek lazım. Ben hayatımda kötü bir spor görmedim. Bütün sporlar çocuklar için çok önemli. Temel konu hangisinden keyif alacağı üzerinde. İşimiz basketbol, şu anda onu konuşmalıyız. Basketbol sporu göründüğünden çok daha teknik bir spordur. Başlangıç aşaması çok zordur. Birçok teknik içerir. Bireysel teknikler, takım teknikleri… Yaş ne olursa olsun turnike adımlamasından top tutuş şekline kadar birçok ayrıntı söz konusudur. Bir çocuğun basketbol oynaması ilk önce günümüzdeki en kritik şeylerden birisine yarıyor. Takım çalışması ve takım odaklı problem çözebilme alışkanlığı. İlk önce bir takım sporu olarak çocuğa bunu veriyor. Gelecekte en ciddi ihtiyacı olan şeylerden birisi dünyada. Bir takım olarak bir bütün olarak çalışabilme.

“BASKETBOL ÇOCUKLARDA ODAKLANMAYI VE KONSANTRASYONU ARTIRIYOR”

Basketbola gelirsek temel tekniklerin ayrıntılı bir şekilde anlatımı ve sunumu, bunların çoğunu tam doğru olarak yapabilmenin çocuklardaki odaklanma durumunu geliştirdiğini düşünüyorum. Bir konuya odaklanmaları daha rahat olabiliyor. Konsantrasyonları daha çok artıyor. Aksi takdirde zaten basketbol oynayabilme şansları da çok fazla olmuyor.

Günümüzde spor okulları artık sadece bir spor dalıyla ilgili öğretim veren kurumlar olmaktan çıkıyor. Özellikle çocukların yoğun eğitim hayatıyla koordinasyonu sağlayarak onların daha başarılı olmalarına da katkı sağlayabiliyor. Bu açıdan baktığınızda siz bu koordinasyonu nasıl sağlıyorsunuz?

Ne yazık ki Türkiye’deki eğitim sistemiyle sportif gelişim sistemi bir arada yürümüyor. Bu bir gerçek. Öncelikle bunu kabullenerek işe başlıyoruz. Daha sonra bunu ailelere izah ediyoruz. Her ne kadar istesek de “okulla beraber sporu yürütüyorum” kavramı Türkiye’deki eğitim sisteminde çok gerçekçi değil. Bizim bu konudaki en temel tavrımız şu. Spor yapmanın çocukları daha programlı bir birey haline getirdiğini düşünüyoruz. Çünkü çocuğun spora ayırdığı vakit hafta dört saat olabilir, altı saat olabilir. Bu ister istemez çocuğu daha programlı olmaya zorluyor. Çünkü gün içerisinde belirli bir saati bir aktiviteye ayırmak zorunda. Şuna inanmıyorum; bir çocuk okuldan çıkıp eve geliyor. Bütün gün boyunca ders çalışıyor. Bu gerçekçi değil. Spor yapan bir çocuğun böyle bir durumda boş zamanını sporla, basketbolla doldurabildiğini düşünüyoruz. Ailelerle iletişimimizin temeline bunu oturtmaya çalışıyoruz.

TEOG sınavında olsun, üniversite sınavında olsun çeşitli okullara dereceyle girenler, başarılı olanlar mevcut ama aynı gruplar içerisinde başarısız olanlar da mevcut, bu bir gerçek. Öyleyse basketbola ve spora ayırdığı zaman değil, programlı olarak günü, haftayı, yılı yaşadığı dönem bence çocuk için daha önemli.

Spor okullarının çoğu zaman lisans çıkardığı sporcularından oluşturduğu takımları da oluyor ve hem TBF’nin liglerine hem de çeşitli özel liglere katılıyorlar. Geçen sezon Best Basketbol olarak üç şampiyonluk ve bir de üçüncülük başarıları yakaladınız. TBF İstanbul Ligi’nde de hemen hemen tüm yaş gruplarınız final grupları oynadı. Bu sezon da basketbol gelişimlerinin yanında derece alacak seviyede başarı beklediğiniz takımlarınız var mı?

Mutlaka tüm takımlarımızla çalışırken belirli bir başarı talebiyle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Şu bir gerçekki biz hiçbir zaman alt yapı takımında şampiyonluğu, final grubuna çıkmayı, alınan kupayı başarı olarak görmedik. Mutlaka bu olduğunda mutlu oluyoruz. Sonuçta kazanmak için oynanan bir spor bu ama başarı olarak asıl hedeflediğimiz o çocuğun basketbol ve kişilik olarak o sene içerisindeki gelişimi. Bu eğer olumlu, pozitif yöndeyse açıkçası en fazla mutlu olduğumuz durum bu oluyor. Yoksa bir takım şampiyon olmuş, kupa kazanmış olabilir fakat o sene içerisinde basketbol bilgisi ve temelleri içerisinde çocuk veya takım bu bizim için başarı değildir. Bu sene de hedef aldığımız bir grubumuz var. U16 grubumuz bu sene için güzelce hazırlanmış, neredeyse tamamı bizden yetişen çocukların olduğu bir grup. Çok da güzel çalışıyorlar. Bu sene onların, önümüzdeki yılda çok daha iyi bir ekip haline gelebileceklerini düşünüyoruz.

Bir önceki soruyla bağlantılı olarak sizce spor okulları Türk basketbolunun altyapısı için ne kadar önemli? Belki de federasyonun bu okullarla biraz daha yakından ilgilenmesi basketbolumuzun geleceği için daha faydalı olabilir mi?

Ailelerin öncelikle şunu bilmeleri gerekiyor. Var olan her meslekte, bu mesleği iyi yapanlar olduğu kadar kötü yapanlar da var. Ne yazık ki spor okulculuğu kavramında kötü yapanlar iyi yapanlardan daha fazla. Bu durum istesek de istemesek de bazı genellemelere sebep oluyor. Nedir bunlar? “Spor okulları ticari kurumlardır. Temel amaçları para kazanmaktır.” gibi… Ama bir de işin diğer tarafı var. “Şu anda Türk basketbolunun lokomotifi kimdir?” derseniz spor okullarıdır. İstanbul’da ve Türkiye’nin birçok yerinde sporcu yetiştiren kulüplerimiz var. Evet yetiştiriyorlar ama artık lokomotif onlar değil. Artık lokomotif spor okulları. Şu anda tüm Türkiye’de var olan lisanslı sporcu sayısının sanıyorum %90’ını spor okulları oluşturuyor. Bunu hiç kimse görmezlikten gelmemeli.

“FEDERASYON İŞİ İYİ YAPAN İLE KÖTÜ YAPAN ARASINDAKİ AYRIM KONUSUNDA AİLELERİ DESTEKLEMELİ”

Federasyondan buradaki en büyük isteğimiz işi iyi yapan ile kötü yapan arasındaki ayrım konusunda aileleri desteklemeleri. Aile ne yazık ki bilemiyor. Teknik bilgisi yetersiz. Bu durum hepimizi etkiliyor. Federasyondan destek istiyor muyuz? Evet, kesinlikle istiyoruz. Verebilecekleri en büyük destek ise işi doğru yapanlar ile yanlış yapanlar arasındaki farkı ailelere anlatabilmek.

Son olarak kulübünüzle ilgili bahsetmek istedikleriniz ya da basketbolla ilgili olarak paylaşmak istediğiniz düşünceleriniz varsa dinlemek isteriz?

Bahçelievler ve Florya’da faaliyet gösteriyoruz. Bu işi çok severek yapan bir ekibe sahibiz. Tüm antrenörlerimiz tam zamanlı, profesyonel birer antrenör olarak çalışıyor. Gerçekten bu işi çok seviyoruz. Bu işi seven her çocuğu da aramızda görmek istiyoruz. Basketbolcu yetiştirmek temel konu değil. Bizim antrenörler olarak asıl işimizin basketbolu seven, izlemeyi seven, salonlara giden, televizyonda seyreden, oynayan çocuklar yetiştirmek olduğunu düşünüyoruz. Evet basketbolcu, profesyonel sporcu yetiştirmeliyiz. Onlar bizim gururlarımız. Fakat bu bir gerçek ki on binde bir profesyonel sporcu yetiştirebiliyoruz. Geri kalanları ise basketbol sever, basketbol sever hale getirmeliyiz. Bu konuda biz yaptığımız işte ne kadar başarılı olabilirsek bu oyunun kalitesinin, bu oyunun izleyicisinin kalitesinin ve toplumdaki yerinin çok daha iyi yerlere geleceğini düşünüyorum. Röportajınız için çok teşekkürler.

Daha Fazla Haber