Sosyal Medya:

Manşet

Polat Kaya: 92-99 arası müthiş bir jenerasyon var

Dün Ercüment Ülker ile yaptığımız röportajımızı sizlerle paylaşmıştık. Bugün de yine benim neredeyse 20 yıldır tanıdığım ve hiç çekinmeden arayıp konuşabildiğim duruşu ile felsefesi ile çok taktir ettiğim bir ağabeyim Polat Kaya ile yaptığım röportajı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Daha önce anlatmıştım, yazmıştım ama bu anıyı tekrar paylaşmakta sakınca görmüyorum. 19 yıl önce Pamukspor yaz kampına gitmiştim. İlk gün antrenmana çıktım bir iki şut attım ve yanıma bir ağabey geldi ve kaç doğumlusun diye sordu. Yaşımı söyledim “Tamam yarın Minik takım antrenmanı var oraya geliyorsun antrenör ile tanıştıracağım seni” dedi.

“Allah, Allah adam 5 dakika izledi gel dedi şaka gibi” dedim. O kişi şuan Beşiktaş genç takımını çalıştıran Polat Kaya’dan başkası değildi. Basketbola bu kadar tutunduysam o günün büyük önemi vardır. Röportaja başlamadan tekrar teşekkürlerimi sunayım istedim.

polatkaya1 Sezon nasıl başladı ve nasıl gidiyor?

İstanbul’da bir ligin hengâme içinde başlamaması mümkün olamaz. Geçen sene farklı bir statü ondan önce başka bir statü, bu sene iki sene öncesine dönüldü. Dejavu içinde başladı. Gruplar biraz daha dengeli gibi gözüküyor ama final grubuna geldiğimizde esas meydana çıkmış olunacak. Doğru çalışan veya çalışmayan takımlar kendilerini gösterecektir.

O zaman statü ile devam edelim. Dönülmesi iyi oldu mu? Farklı bir şey denenebilir miydi?

İşin içinde kötü niyet yok bence. İstanbul gibi çok takıma sahip bir şehrin, Seri B – C gibi liglerin olduğu şehirde maç oynama taleplerini karşılamak kolay değil, arz – talep ilişkisi bu yoğunlukta hiç bitmez. Statüye gelince bana kalırsa final grubunu oluşturacak kaç takım var diye sorduğumda sen bana kaç takım söylersin, iki elin parmaklarını geçmeyeceğine adım gibi eminim. Böyle bir durumda insanlara çok fazla maç yaptırmak istiyorsak bence final grubundaki takımları 1.ligdeki gibi 12-14 takım olsun. Bu takımlar çift devreli lig maçların yapsın. Son iki takım bir alt lige düşsün. Alttan gelen takımlar 9.-10.sıradaki takımlarla play out oynasın ve hayatta kalsın.  Seri B’den gelen 1-2’yi belki öbür sene yukarı çıkartırsın ve final grubunun 9.-10.sıradaki takımlar onlarla değil de Seri B’nin 3-4 ile play out oynar. Ancak burada şöyle bir kanı var. X bir kulüp 98 jenerasyonuna yatırım yapmış ama 2015-16 sezonu oynanırken aşağıdan gelen 99’lular elit oyuncu olmadığı zaman gelecek sezon final grubuna çıkarsa bertaraf olabilir. Bence bu statü yapılmadan önce kulüpler incelenmeli ve orayı kimler hak ediyor hak etmiyor bunun davasına girilmeli.

polatkaya2Türkiye Şampiyonasına nasıl gidilecek peki?

Çift devreli oynattınız 1.ligi. 11-12 düştü 9-10 aşağıdan gelenlerle play out oynadı burası tamam. Yukarıdaki 6 veya 8 takımı kendi aralarında ilk seri 2 maçlık olmak üzere play off oynatıp İstanbul Şampiyonunu belirleyip 1-2-3-4-5’i de Türkiye Şampiyonasına göndermek en müspet sonuç diye düşünüyorum. Zaten bu sistemde de ondan önceki sistemlerde oynanan maç sayısı aynı oluyor değişen bir şey yok.

Yanlış hatırlamıyorsam 2002’den önce bu 1.lig durumu hep vardı.

Ben antrenörlüğe başladığımda 79-80 jenerasyonu oynuyordu ve bu statü vardı. O zamanlar aşağıdan yatırım yapan takım gelmiyordu. Şimdi dönem farklı bir sürü takım var emek var tamam o zaman B şıkkı sunuyorum. Aşağıdan gelen takımlar Şampiyonaya gitmek istiyorsa eğer Play off 4-5.sıradaki takımlar çift devreli olmak kaydı ile Seri B’den gelen takımla lig usulü maç yapsın değerlendirebilen değerlendirsin.


polatkaya9

(Pamukspor 1983 Jenerasyonu Küçük Erkek Takımı En sağda Baş Antrenör Semih Toplan – yanında Tansel Urcan ve Solda Polat Kaya)

O zaman play offun 4.-5. Takımı dışında kalan 6-12 arası takım demez mi ben niye Süper Lig’de uğraştım daha kısa yoldan B liginde oynayıp en son play off 4-5 ile oynayıp şampiyonaya gideyim diye?

Doğru diyorsun bunu yapan da vardı. Bir çok iyi takım olup B liginde mücadele edip şampiyonaya doğrudan gitme çabasında olan takımlar oldu ama niyetlerinden şüphe etmek lazım.

Beşiktaş Genç takım performansına değinelim biraz da ilk yarı nasıl geçti grupta?

Bu sene 98-99 jenerasyonu ile mücadele ediyoruz. Sen de eski zamanlardan bilirsin ben mutlaka gelecek sezon kadroda olması gereken aday oyunculardan minimum 5 maksimum 7 kişiyi kadroda tutmaya özen gösteriyorum. Bu sene de böyle yaptık. Geçen sene mesela 8 tane 98 doğumlu oyuncuyu takımda oynattık. Yine statünün azizliği gereği zorlu yollardan geçip Şampiyonaya gittik. Geçen seneki 8 tane 98’linin pozitif enerjisini bu sezon da yansıtabilirsek Şampiyonaya gitmek istiyoruz tabi ki.

BeşiktaşGençErkek
Gelecek dönemde A takımı zorlayacak oyuncu var mı?

Kontratı olan oyuncunun ismini vermekte sakınca görmüyorum. Bekir hem  A takım hem bizimle birlikte çalışıyor ve kendisi kontenjan oyuncumuz. Ömer aynı şekilde önemli bir isim. Şuanda bizle birlikte olmayan Deniz Demiryol Amerika’ya gitti. O da bizim hedef oyuncularımızdandı. Umarım Amerika’da tekrar kendini bulur ve dinamik şekilde geri döner ki Beşiktaş’a döneceğinden şüphem yok. Bu sezonki kadrodan ise benim için Mayıs’a kadar ki performansları önemli. Kısaca 5  tane aday adayı oyuncumuz var dersek özetlemiş oluruz.

Biraz daha genele gelelim. Neredeyse 20 yıldır antrenörlük yapıyorsun ilk 10 yıl ve ikinci 10 yıl olarak değerlendirme yapmanı rica etsem?

Karakterden, duruştan taviz vermemek madalyonun ana yüzü. Fakat globalleşen bir dünya ve teknolojinin hızla ilerlediği bir dönem içindeyiz. İlk dönemde kora kor mücadele eden, temasın daha çok olduğu, velinin işin içinde olmadığı, istatistiğin bu kadar değerli kabul edilmediği bir zaman dilimi yaşadık. Son 10 sene ise tamamen farklı diyebilirim en basitinden masanın üstünde 17 inçlik bir ekranla tüm dünyayı takip edebiliyorsunuz. Örneğin üç sene önce Beşiktaş altyapısına geri döndüğüm zaman şok bir görüntü ile karşılaştım. Bayrampaşa Spor Salonunda maç oynamaya gittiğimizde tribünde 8 tane kamera vardı. Veliler çocuklarını çekiyordu ve ben gerçekten artık devir değişti dedim. Çocuklarına ciddi bir arşiv yapmak için çabalıyorlardı. Belki evlatları basketbolcu olamayacak ama önemli bir değer bırakacaklar. Tabi burada şuna da değineyim basketbolcu olmak farklı bir şey basketçi olmak farklı bir şey. İkisinden biri de olabilirler ama o görüntü arşivi kalacak. Tekrar madalyonun ana yüzüne geleyim oyuncu ve antrenörler veya adayları dirayetli olmalı ve böyle devam etmeli. Ben de bunu devam ettirmeye çalıştım.

Veli bazında iş değişmiş ama oyuncu bazında da işler değişmiş.

Bizim dönemimizde genç takım oyuncusu maaş alacak denseydi yer yerinden oynardı herhalde. Veli bunu o dönem konuşsaydı eğer ters tepki alırdı fakat bu dönemde artık menajer ilişkilerinin de olması kriterleri farklılaştırıyor. Biz basketbol altyapısında maç kazanmak mı oyuncu kazanmak mı ikilemini çözmüş değiliz. Burada dönüyoruz dolaşıyoruz nereye geliyoruz? Sporu bilen idareci ve yöneticilerin işin başında olması lazım. O antrenör o maçı kazanmak için 5 kısa ile değil de milli takıma oyuncu yetiştirmek anlamında iş yapmalı idareci ve yönetici de buna destek vermeli.

polatkaya7

polatkaya6Milli takım dedin o zaman milli takıma geçelim. Bu yaz bir ara verdin önümüzdeki yaz için var mı düşünceler.

2014’te gelen Ümitler Şampiyonluğundan sonra aileme zaman ayırmanın daha doğru olacağını düşündüm. Neredeyse 10 yıldır her yaz kamptaydık. Nihat İziç liderliğinde Erhan Toker ile birlikte çok güzel çalışmalar yaptık ve açıkçası o 2,5-3 aylık dönemin nasıl geçtiğini anlamıyorduk. Zaten Türkiye’nin elit oyuncuları ile çalışıyorsunuz üstüne bir de göz hareketi ile anlaşabilen teknik kadro olunca onun üstüne böyle bir şampiyonluk başarısı gelince yemede yanında yat oluyor ve bende geçen yaz yattım açıkçası 🙂 Şaka bir yana aileme vakit ayırmak için böyle bir tercih yaptım biraz es verip akabinde devam etmenin daha doğru olacağını düşündüm. Bu yaz için durum belli değil.

polatkaya3O zaman yattığın yerden izlediğin kadarı ile 🙂 milli takım performanslarını değerlendirelim.

92’den 99’a kadar çok ciddi bir malzeme var. Çalıştığım 10 senelik süreçte diğer Avrupa ülkelerinin çalışma sistemlerini de inceleme fırsatım oldu. Bizim çalışma sistemimiz, hücum ve müdafaa sistemlerimizde evet kalıplarımız var ama bu kalıpları geliştirebilecek fikirlerimiz var. Milli takım antrenörlerinin çalışmalarında da sahaya yansıyan şeyler var. Oyuncular da buna mental olarak destek verdiği zaman başarı geliyor. Şunu da kabul etmek lazım iyi oyuncu her zaman egolu oyuncudur. Egoyu yönetmek onu basketbolla sentezleyip yansıtmak çok daha iyi kararlara ve madalyalara götürüyor. Milli takımlarda görev yapan antrenör ve idarecilerin ciddi bir özverisi var bu devam ediyor ve yazınAvrupa’nın en başarılı milli takımları oldu. Bunu istikrarlı bir şekilde yapmak önemli nitekim milli takımlarımız da gerçekten önemli başarılar kazandı ve güzel basketbol oynayarak bunları yaptılar.

polatkaya8Peki A milli takımda özellikle rol oyuncusu olduğu şeklinde eleştiri var yaratıcı oyuncu yetişmiyor mu?

Bu konu hakkında ciddi eleştiri var. Örneğin oyun kurucu konusunda milli takım heyeti ve federasyon bir devşirme kararı almışsa buna saygı göstermek lazım ancak 92’den 99’a kadar tüm jenerasyonlarda bu sıkıntı yaşanmayacak diye düşünüyorum ve bu tarz kararlar almaya da gerek kalmayacaktır. Eski dönemde uzun oyun kurucu aşkı vardı şimdi ise kısa oyuncuya saygı var. Benim oturduğum bölgede dahi alışverişe çıktığım zaman bu devşirme kararı ile ilgili olarak yok muydu bizde oyun kurucu diyorlardı. İleri dönemlerde Kartal Özmızrak ve Berk Uğurlu gibi isimler bence ay yıldızlı formayı sırtlayacaktır. Şunu da eklemek lazım bu sadece oyun kurucu pozisyonu için değil tüm pozisyonlarda ciddi roller ve yaratıcı oyuncu kimliğinde olabilecek isimler bence var.

Bobby Dixon ile ilgili olarak şöyle bir caps vardı; “Sen seçmelerde 1.80 boy sınırı koyarsın gün gelir milli takıma 1.75’lik Amerikalı oyun kuruculuk yapar” bu da ağır bir söz bence oturup düşünmemiz lazım.

Ağır bir söz kesinlikle. Kendi antrenör arkadaşlarımız ile de konuştuk ancak bazen sadece eleştiri yapabilirsin. İşlevsel olarak hayata geçtiğinde sadece saygı duyabilirsin fazla bir şey yapamazsın.

Bu doğrultuda örneğin Furkan Korkmaz şuan göz önünde. U18 – U19 ve A milli takım oynayarak tüm yaz dönemini yoğun geçirdi. İyi de fırsat buldu fakat çevremde ki insanlar şunu söylüyor Ivkoviç ve Obradoviç etkisini de düşünmek lazım iyi fırsatlar veriyorlar diye. Katılıyor musun artı eklemek istediklerin var mı bu düşünceye?

Furkan’a Allah basketbolcu olsun demiş adeta. Birlikte çalışmadık ama uzaktan takip ettiğim kadarıyla kendisine verilen misyonları çok iyi yapmaya çalıştı. A milli takıma gittiğinde yorgundu ama yine de orada bulunması ve elinden geleni yapması takdir edilmesi gereken bir şey. Ivkoviç ve Obradoviç olayına gelince. İkisi de sadece Avrupa değil Dünya’da isim yapmış antrenörler. Antrenör – İdareci ilişkisi ile birleştirirsek. Bu kariyerlerde ki insanlar genç oyuncu oynattığı zaman sıkıntı olmuyor fakat bizden birileri bu tarz işler yapmaya çalıştığı zaman tepesindeki idareci ne kadar rahat davranabiliyor bence muamma. Türk antrenörlerin de işlerinden olma korkusu olmasa daha çok genç oyuncu oynatabilir aslında ama Ivkoviç ve Obradoviç’in bu korkuları yok.

polatkaya4Kulüpler adına şunu da düşünmek lazım; Günümüz dünyasında bir çocuğa kulüp eğer minik takımdan itibaren alırsak 8 yıl yatırım yapıyor. Üstelik bu çocuk ciddi potansiyel ise A takıma çıkıyor ama 2 bilemedin maksimum 3 yıl katkı verdikten sonra hadi ben yoluma bakıyorum diyor NBA yada başka bir takım. O zaman altyapının ne anlamı var 8 yıl uğraş 3 yıl oynat sonra gitsin.

Neden biz altyapı yapıyoruz ifadesi ile karşı karşıya kalıyoruz. Amerika’da ki gibi kolej sistemi olsun o zaman çıkarsa çıkar çıkmazsa hayatına devam eder. Biraz dipsiz kuyu çözümü zor.  Bir de bizim artık 20 yaş sonrasına genç oyuncu demeyi bırakmak lazım artık onlar oyuncu oluyor genç değil.

Yabancı sınırı da farklı bir etken. TBL artık Avrupa’da bir numara ve zorlu bir lig.

6 yabancılı sistem kulüpler için doğru etken gibi çünkü Avrupa’da ki diğer takımlar ile mücadele anlamında önemli bir güç sağlıyor. Fakat pilot bir lig yani yetiştirici bir lig oluşturmamız da şart. Mesela eski 2.lig şimdi 1.ligde oynayacak pilot takımlar tamam var ama bu ligin hedefi yetiştirici lig olmalı. Yada her zaman sayıkladığımız adam gibi bir ümitler ligi organize edilmeli.

Altyapıbasket.com geri döndü ve tekrar yayında. Bizim için birkaç söz alayım lütfen.

İki sene arada insanlar ciddi anlamda sizi aradılar. Site kapalıyken bile sık kullananlar da vardınız iyi ki de silmemişim hala duruyor ve bakıyorum sanırım bu söz yeterli 🙂

Polat Kaya’ya bu röportaj için teşekkür ediyoruz.

 

 

 

 

Görüşlerinizi Paylaşın

Önemli Haberleri Kaçırmayın!

Aşağıdaki formla haber bültenimize kayıt olabilirsiniz!

SEÇMELER

Diğer Haberler > Manşet