Sosyal Medya:

Manşet

Fehmi Sadıkoğlu: Erkek ve Kız Altyapıları Tehlikede

fehmi_sadıkoglu (1)Bu haftaki konuğum basketbolumuzun duayen emekçilerinden Fehmi Sadıkoğlu. Kıymetli ağabeylerimizden biridir ki 80’li yılların aranan şampiyon koçlarından bir tanesidir. Yaklaşık 14 yıldır kendi ismi ve soy isminin ilk iki harfinden oluşan FESA spor kulübünü yönetiyor. Oyuncu yetiştirmek, oyuncular ile bir arada olmak onun hayatı. Sağ olsun yoğun vaktinde bana da zaman ayırdı ve hem kahvemizi içtik hem muhabbet ettik. Fehmi ağabey çok dolu, anlatacak çok şey var. Ben röportajı çevirirken zorlanmadım dersem yalan olur ama önemli konulara değindiğini söylemeden geçmeyelim.

Fehmi ağabey seni bilen biliyor ama bilmeyenler için şuan neler yapıyorsun? FESA senin tüm vaktini alıyor herhalde değil mi?

Basketbol bizden ölene kadar çıkamaz. Benim gibi düşünen çok da kişi olduğuna eminim. Benim gibi emek veren çok kişi var. Bu bir aşk ötesi yok. Gönüllü olarak çalışarak, kimi zaman cepten yiyerek emekler veriyorsunuz, eğitime, çocuklara bir katkı sağlamaya çalışıyorsunuz.

2005’te basketbol antrenörlüğünü noktaladım gibi bir durum oldu ama aslında noktalamamışım. Noktalayamadım, noktalamak istemedim. Hayatım boyunca hedeflerim vardı. Basketbolcu olmak, milli takımda oynamak, antrenörlük yapmak, şampiyon olmak ve ben bunların hepsini gerçekleştirdim ancak bir hayalim, hedefim daha vardı o da bir kulübüm olsun idi. Kulübüm oldu senin de dediğin gibi FESA ile bunu gerçekleştirdim ancak bir de salon hayalim vardı fakat kendime ait bir salonum maalesef günümüz şartlarında çok zor.

fehmi_sadıkoglu (2)Neden olamıyor sponsor desteği burada ön plana çıkıyor herhalde değil mi?

Artık sanırım bu konuda ukalaca konuşabilirim. Bir çok sponsor sonuçlar başarısızlıkla sonuçlansa dahi sponsorluğa devam ederken bizim gibi kulüpler ile bir noktada buluşamıyor.  Bundan dolayı da bu tür faaliyetler için adım atamıyoruz.

Bir de şu var; maalesef TBF eski, bilgi birikimine sahip kişileri bir kenara atıyor. Tabi ki gençler önemli ama Amerika’yı yeniden keşfetmek gibi bir durum söz konusu.

Bu konuda şikayetçisiniz anladığım kadarıyla

Maalesef ki hem erkek hem de kız altyapıları bence tehlikede. Kızlar daha tehlikede diyebilirim hatta. Milli takımlar bazında bir çok derece var peki güzel ama kadroların bir çoğunda devşirme türü isimler var ve çok uzun zamandır böyle. Irkçılık gibi düşünmeyin lütfen ülkemizdeki en başarılı grup Boşnaklar gibi gözüküyor bu konuda. Cedi, Kenan gibi isimler ön planda ki bu çocukları bende alkışlıyorum.

Bazı işleri gerçekleştirirken evet gençler önemli olmalılar ama tecrübeli, bilgi birikimi sahibi insanlar da unutulmamalı. Bir çok problemde bizi geriye iten bazı sorunlarda etkin olmamız lazım. Çocuk yetiştirmek değil başka işlerle uğraşır, tamamen derece elde etmeye yönelik hareket etmeye başladık.

Ben şahsen kendi kapımın önünü temizlemeye çalışıyorum. Bizim gibi kulüpler de ancak böyle katkı sağlayabilir. Çocukları yetiştirmek, çocukları eğitmek üzere hareket ederiz.

fehmi_sadıkoglu (3)
Peki şuan altyapıda neler oluyor, nasıl gözlemliyorsunuz genel çalışmaları hareketleri?

Altyapıyı yönetenler bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ama devlet hala katkı sağlamıyor ve bir şeyleri çözemiyor. Salonlar hala problem. İnsanların yoğunlukta olduğu bölgelerde örneğin bir Kadıköy’de tek salon Caferağa var o da yıkıldı, yıkılacak söylentileri arasında hala devam ediyor ama durumu belli değil.

Biz hangi salonlar da yetiştireceğiz çocukları. Gençliğe ait tesisler çok az belki de yok. İşin içinde parasal durumlar daha çok ön plana çıkıyor. Bizim gibi kulüpler salonları kiralıyor ama az önceki parasal durumlar söz konusu olduğu için iş farklı alanlara çekiliyor. Eğer katkısı olacaksa bizim gibi kulüpler hemen kapansın Gençlik Merkezleri adında tesisler kurulsun ve bizim gibi antrenörler orada çalışsın ben razıyım.

Sizin gibi kulüpler de lazım ama…

Biz neden ihtiyaç olarak doğduk? Çünkü antrenörler bu işi seviyor, sadece bu işi yapmak istiyor ama bir yandan da geçim derdi var. Hayatını idame etmek zorunda insanlar. Devlet önce yardımı yapsaydı bizim gibi kulüpler olmayacaktı belki daha üst seviyede organizasyonlar olacaktı. Herkesin söylediği olay iyi idareci, yönetici sorunu ön plana çıkıyor herhalde.

Değinelim biraz lütfen önemli bir konu çünkü.

İyi yöneticiler spor sahaları, tesisleri yapar ama sadece gençliğin sahip olacağı. Gençliğin spor yapacağı karışık olmayan organizasyonlar ile insanları spor yaptırarak mutlu etmek lazım.


fehmi_sadıkoglu (6)Ağabey baya dertlisiniz ama başka bir konuya geçeyim, geçen haftalarda Ercüment Ülker ile yaptığım röportajda senin gibi Hurşit Baytok gibi isimlerin küstürüldüğü şeklinde bir demeci oldu. Gerçekten küstün mü camiaya yada bazı şeylere?

Beni kolay kolay küstüremezsin ama şu bir gerçek kenara atıldım. En azından iş yapmam engellendi. Ben hiçbir kulüpten kovulmayan ender isimlerdenim. Zor günler geçirdik ama yine bir yerlere kadar geldik. İhtiyaçlarımızı karşılayamadığımız dönemler oldu. Şuan iddaa gelirleri…vs gelirler ile büyük bir bütçe patlaması var yukarıda ama biz gidiyoruz bunu yabancılara akıtıyoruz. Benim jenerasyonum ve benden sonra gelen belli bir nesli bilgi birikimine…vs bakmadan adeta toprağa gömdüler. Yukarıda savaşan bir iki koçumuz var onlara da iyi şanslar diliyorum ne diyeyim. Bizim artık girip sabahlayabileceğimiz salon yok.

Sabahlamak gerekiyor mu ki abi bu kadar yüklenmek kendinize doğru mu?

Nüfus kaç? Yetenek sayısı yüksek ne yapmak lazım?

İşin eğlence boyutu unutuluyor sanki. Şurada her şeyin ömrü var sizin de çocukların da belli bir dayanıklılık gücü var bence.

Doğru diyorsun ama şu da var; bence zaten bir çocuğun oyuncu olup olmayacağının sinyali %100 olmasa da 16 yaşında alınıyor. Antrenörlerin, tecrübeli koçların verecekleri sevgi, ağabeylik önemli. Amerika, Sırbistan, Yunanistan, Litvanya, Rusya basketbol ile yatıp kalkıyorsa biz de belli bir noktada iddialıysak yatıp kalkmamız lazım. Oralar da arkadaşım olan bir çok emekli antrenör var ama hem antrenör hem de oyuncu yetiştirmeye devam ediyorlar bizimkisi ise lafta gidiyor. Dönüyoruz dolaşıyoruz tecrübeli isimleri kenara atma konusuna geliyorum.

fehmi_sadıkoglu (4)
Neden böyle oldu peki?

Turgay Demirel’in ilk seçildiği dönem harikaydı gerçekten ama olgunluk dönemi bence sancılı ve maalesef Türk basketboluna, basketbol adına saha içi anlamında bir şey veremedi. Turgay Demirel yönetici olarak ciddi başarılı oldu fakat geri kalan kısımda sıkıntılar oldu düşüncesindeyim. Harun Erdenay ile şahsen basketbolumuzda unutulan sevginin tekrar yeşereceği ümidindeyim.

Neler yapılmalı?

Spor adamları veya bu işin içindeki isimler kolay yetişmiyor. İdareciler bunları değerlendirecek isimlerdir. Basketbolu bilmese de olur idarecilerin. Potansiyel enerjiyi değerlendirmek gerekiyor. İyi bir yönetici olsa bizleri toplar bir yere görüş alışverişinde bulunur. Yıllardır bir Ümitler Ligi hadisesi var hala kurulamadı ki geçen sene bir seviyeye kadar bir şeyler yapıldı ama nafile. Bizim gibi büyük ülkelerde kulüplerin değil okulların altyapısı ile yürümeli. Onlar kaldırılsın okul sporlarına geçelim aynı şey. Okullara destek verilmeli, spesifik okullar kurulmalı. Şuan mesela liselerde Dünya Şampiyonu oluyoruz diye böbürleniyoruz da gerçekten okulda okuyan öğrenciler ile olmuyor ki kulüpten hazır oyuncu ile oluyor. Oysa Dünya üzerinde öyle değil.

fehmi_sadıkoglu (5)

Yabancı kuralına gelelim birazda. Oyuncular arası rekabeti arttırmak için yapılmış bir hamle ve kulüpler derece olarak semeresini almış gözüküyorlar.

80’li yıllarda özellikle şunu diyordum; iyi idman olmazsa maç da iyi geçmez hatta yabancı oyuncular ile donatılmış bir takım seviyesinde idman yaparsanız tamam yarın maçı farklı kazanırız diyordum. Bunu yapamadığımız için Edirne’yi geçemiyorduk. Ülkenin yapısı o dönem uzun çıkarmıyordu ve biz de uzuna yabancı alıyorduk hep. Şimdi ise devir farklı. Özellikle İstanbul dışı oyuncular çok iyiydi mesela. Ankara, İzmir çok tehdit ederdi bizi. Ankara bir mabetti. Yetenek sayısı çok fazlaydı ancak giderek azaldı. Fiziksel olarak geliştik yetenek olarak köreldik. Bir Furkan Korkmaz örnek gösteriliyor ama o da Efes’te hala role sahip değil.

fehmi_sadıkoglu (7)

Konudan konuya atladık FESA’ya değinelim biraz da. Siz farklılık olarak neler yapmaya çalışıyorsunuz?

13.yılımıza girdik. Biz kısa basketbolunun nasıl oynanacağını göstermeye çalışıyoruz. Uzun oyuncudan kısaya kadar hepsine bu basketbol fundamentalını vermeye çalışıyoruz. Birebir oynamayı, hareketi öğretmeye çalışıyoruz. Minimum pick and roll minimum perdeleme yapmaya çalışıyoruz. Savunma konusunda dinamik olmayı öğretmeye çalışıyoruz. Pasifliği değil agresifliği öğretmeye çalışıyoruz. Bunların yanına gücü de eklemek lazım tabi çünkü fundamental bir elbisedir zaten onu giyip bu işe başlamalı sonra geliştirmeli oyuncu fakat gücü de yanına eklerse o zaman seviye atlayabilir bunu da eklemek için elimizden geleni yapıyoruz.

Oyuncular için başka tavsiyeleriniz neler genel yaşam anlamında.

Teknoloji çağındayız ve çocuklar bu teknoloji ile haşır neşir oluyorlar. Geç yatıyorlar, büyüme hormonunun aktif olduğu saatlerde dinlenmek yerine başka işlerle uğraşıyorlar. Ders çalışma işi baya bir aksıyor. Beslenme ne kadar başarılı bence muamma. Eğitime ne kadar önem verdiği konusu ise ailelere sormak lazım. TEOG denilen bir olay var zaten tüm ülkede hayat duruyor çok şaşırıyorum. Bu dediğim olumsuzlukları olumlu hale çevirsinler onlara yeter zaten.

Fehmi ağabey ile daha konuş konuş bitmez ama şimdilik bu kadar diyelim =) bu keyifli röportaj için de teşekkür edelim.

 

 

 

 

Görüşlerinizi Paylaşın

Önemli Haberleri Kaçırmayın!

Aşağıdaki formla haber bültenimize kayıt olabilirsiniz!

SEÇMELER

Diğer Haberler > Manşet