Menderes Gümüşdal: Yabancı Değil, Genç Türk Oyuncu Yetiştirmeye Çalışıyorum

Türkiye Basketbol Ligi ekiplerinden Bandırma Kırmızı’nın başantrenörü Menderes Gümüşdal, oyuncularının kendilerine daha fazla güvenmesini istiyor.

Ligde 25 hafta geride kalırken 16. sırada bulunan Bandırma temsilcisinin sezonu daha yukarı noktalarda bitireceğine olan inancını dile getiren tecrübeli antrenör, kulübün oyuncusuna verdiği değerin de altını önemle çizdi.

-Sezon pek istediğiniz gibi geçmiyor… Siz nasıl yorumluyorsunuz yaşadığınız süreci?

Geride kalan yıllarda çalıştırdığım genç takımlarda yaşadığım bir problem ile bu yıl da karşılaştım. Gerçi ben bu sene durumun daha farklı olacağını düşünmüştüm çünkü daha sert bir savunma yapacağımıza ve daha kendine güvenen oyuncularımız olduğuna inanmıştım. Maalesef ki gençlerde yaygın olan bazı problemler ile burada da yüzleştim. Hızla moralleri bozuluyor ve bazı şeylere kafalarını çok takıyorlar. Sonra da üzerlerinden atamadıkları bir sıkıntı ile baş başa kalıyorlar. Profesyonelliğe henüz ulaşılamamış olmasının bunda önemli etkisi var tabii. Bu sezon benim beklentim play off mücadelesi vermekti; olmadı, olamadı… Oyuncularımızın yaşının küçük olmasının dezavantajları ağır bastı. Yaşadığımız düşüşün önüne geçmeye çalışacağız. Lige veda edeceğimizi hiç zannetmiyorum. Bu takımın ligden düşeceği fikrine hiçbir zaman inanmadım. Yine de benim hedeflediğim noktaya ulaşabileceğimizden artık pek emin değilim, çok da fazla inancım kalmadığını söyleyebilirim. Tabii bu noktada oyuncularımız çıkarlar ve son derece üstün bir performans ile takımı farklı bir yere taşırlar, onu bilemeyiz… Sonuçta basketboldan bahsediyoruz. Üstelik oyuncularımız genç çocuklar; ne zaman ne yapacakları belli olmuyor. Burada benim en çok üzerine düştüğüm şey artık genç Türk oyuncularımızın kendilerini bulmaları, anca o zaman bir yerlere gelebileceğimizi düşünüyorum. Bunu nasıl başarabileceğimi düşünürken de kendime biraz özeleştiri yapıyorum. Sanıyorum ki ben pek başarılı olamadım bu konuda. Belki de düşünemedim böyle olacağını, çok güvendim oyuncularıma; geçen seneki performanslarını düşünerek… Umuyorum ki sezonu şu anda bulunduğumuz noktadan çok daha iyi yerlerde bitireceğiz.

-Türkiye Basketbol Ligi’nde yabancı sporcular oyunun hücum kısmında ciddi sorumluluklar alıyorlar ancak sizin takımınızda durum pek böyle değil… O noktada rakiplerinize karşı sıkıntı yaşadığınızı söyleyebilir miyiz?


Tabii, öyle bir durum var ama bu şundan kaynaklanıyor: Ben burada yabancı oyuncu değil, genç Türk oyuncu yetiştirmeye çalışıyorum. Amacım onların yukarıya tırmanmasına vesile olmak. Bu yönde bir hareket planı ile hareket ederken de mutlaka bazı zorluklarla karşılaşıyoruz. Bandırma Kırmızı’ya maç başı 40 sayı atan iki tane yabancı oyuncu getirmiş olsam şu anda durumumuz belki bu şekilde olmayacaktı. O zaman da diğer çocuklar figüranlıktan öteye gidemeyeceklerdi. Oyuncuları yetiştirmek adına misyonumuzu gerçekleştirmedikten sonra bu takımı kurmanın ne anlamı kalıyor? O zaman bırakalım genç takımdan sonra yukarılara çıkan çıksın, çıkamayan da yok olsun gitsin… Bu bana çok ters gelen bir hadise. Süper Lig’de de altı yabancılı sistemin olması Türk oyuncuların kendilerine bir şeyler katabilmeleri adına sıkıntılı bir durum… Türk antrenörleri de eleştirmek istiyorum. Yabancı oyuncu yanlış bir hareket yaptığında sesini çıkaramayıp Türk oyuncunun en ufak hatasında çocuğu kenara alan bir çoğunluk var. Türk oyunculara güvenmeyen, bütün sorumluluğu yabancılara veren yaygın bir antrenör yapısına sahibiz. Sizce bu gidişle, tarihimiz Aydın Örs gibi kaç tane antrenöre sahip olacak? Örneğin Selçuk Ernak, ciddi anlamda genç oyuncuları destekliyor. Obradovic ve Ivkovic de zaten bu yönde bir algıya sahipler. Bu isimler dışında kaç tane antrenör gösterebiliriz? Galatasaray’da da geçmişten gelen gençler var ama takımlara yeni genç oyuncular dâhil olmuyor…

-Bu noktada Türk oyuncuların yeterince süre bulması adına TBL’nin de önemi artmıyor mu? Özellikle de Bandırma Kırmızı, Pertevniyal gibi gençlere ağırlık veren kulüpler için bunu rahatlıkla söyleyebiliriz…


Evet ama çoğu kulüp için de söyleyemeyiz. Süper Lig’de yabancı oyuncular bir hayli çoğunlukta olduğundan dolayı orada forma şansı bulamayan tecrübeli yerli oyuncularımızdan TBL’de oynayan birçok isim var. Bu noktada gençlere yer açmak için ya takım sayısının arttırılması gerekiyor ya da onlar bir alt ligde oynayacaklar. Geçmişte kurulmuş olan bir Ümitler Ligi vardı, ömrü iki yıl oldu. Milli takımımızın da çok başarılı olduğu bir dönemdi o zaman. Sonrasında maddi imkânsızlıklardan ötürü o lig kapatılmıştı. Mirsad Türkcan, Hüseyin Beşok, Ömer Onan… Bu oyuncular hep Ümitler Ligi’nde oynamıştı. O ligin kapatılması noktasında kulüpleri kabahatli buluyorum. Ligin maliyetini kaldıramadıklarını dile getiren kulüplerin ortak kararı idi bu. Dediler ki yılda bir milyon harcayıp genç oyuncumu yetiştireceğime, altmış bin lira ile yüz bin lira arasında maliyet ile Amerikalı oyuncuyu getirir oynatırım. Peki, seksen milyon nüfusu olan Türkiye’nin yetiştireceği genç sporcular ne olacak? Onlara kim sahip çıkacak? Zamanında Basketbol Federasyonu bu kararı aldı, Ümitler Ligi’ni kapattı dediler. Hayır, Federasyon bu kararı kendi kendine almadı. Kulüpler bu kararı istedi, Federasyon da çoğunluğun isteğini onayladı. Kulüpler bu şekilde bir düşünce yapısı ile devam ederler ise üç dört yıl sonra kaç tane milli takım oyuncusu bulabileceğiz? İki üç kulübün çabası ile mi Milli Takım kurulacak?

-Normal sezonun sonuna dek, alt sıralardan sıyrılmak adına neleri değiştirmeyi arzu edersiniz?


Bu noktada benim ve teknik ekibin isteklerinden çok oyuncuların nasıl bir tavır takınacağının önemi var. Bizim yerli oyuncumuz şunu bilecek; ‘Bize değer veriliyor ve biz önemli birer bireyiz’. Altyapılar seviyesinde sporcuların akıllarında oturtamadığı temel husus bu oluyor. Onlar Amerikalıların 40 sayı attığı, Yugoslavların 35 sayı attığı bu ligde kendilerini gölge gibi görme eğiliminde oluyorlar. ‘Ben figüran değilim!’ demeyi öğrenmeleri lazım. Formayı, süreyi söke söke alsınlar. Kimse durduk yere genç oyuncuya ‘Hadi sen A Takıma çık, 15 dakika oyna’ demez. Benim mantığıma göre oyuncu o hakkı kendisi kazanmalıdır. Ben ne kadar çabalarsam çabalayayım, oyuncu ne kendisi adına, ne de takımı adına kendisi istemediği sürece verimli olamaz. Ben bu camiada o kadar çok oyuncu gördüm ki; özel yeteneklere sahip ama hiçbir yere gelemeyen. Ayrıca o kadar da çok oyuncu gördüm ki kısıtlı yeteneğe sahip ama dişiyle tırnağıyla kazıyarak başarıya ulaşan; en üst seviyelerde oynayan ve ciddi paralar kazanan… Bizim takımımızda da lig bitene kadar oyuncularımız birey olduklarının, başarıya ulaşabileceklerinin farkında olmalılar.

Kaynak: tbf.org.tr

Bu haberle ilgili görüşlerinizi paylaşabilirsiniz...