Yeni Jenerasyonlar, Yeni Umutlar #2: Yiğitcan Saybir

İki hafta önce yeni bir seriye başlama kararı almıştım. ‘’Yeni Jenerasyonlar, Yeni Umutlar’’ başlığı altında da açılışı Mert Akay ile yaptım.  Şimdi ise sıra ikinci konuğumuzda. Bu kez 1999 jenerasyonuna gidiyoruz. Anadolu Efes forması giyen ve geçtiğimiz hafta dizinden önemli bir operasyon geçiren Yiğitcan Saybir’i bu kez sizlere tanıtmaya çalışacağım.

İlk olarak Ömer Saybir’e değinmek istiyorum. Ömer Saybir eski bir basketbolcu. 1961 doğumlu olan ve 2.02 boyundaki Ömer Saybir, profesyonel kariyerine Beşiktaş‘ta başlamış. Daha sonrasında da Efes Pilsen, Paşabahçe, Galatasaray, Oyak-Renault ve İTÜ gibi çok önemli kulüplerin formalarını terletmiş. 80’lerin ve 90’ların önemli pota altı oyuncularından olan Baba Saybir, 1993 yılında da ülkemizi Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda temsil etmiş. O şampiyonadaki kadromuzda da çok önemli isimler bulunuyor. Levent Topsakal, Tamer Oyguç, Harun Erdenay, Serdar Apaydın, Orhun Ene ve Murat Konuk. Her biri ülke basketboluna büyük emekler vermiş, çok değerli isimler. Baba Saybir de o turnuvada 14 numaralı formayı sırtına geçirmiş. Ömer Saybir’in saha içindeki performansı ile ilgili çok fazla bilgiye sahip değilim. Ancak inanılmaz bir atlet olduğunu duymuştum. Ayrıca kendine has, garip de bir şut stili varmış. Şutlarını tek eliyle attığı söylenir.

Şimdilerde ise Ömer Saybir çok farklı bir alanda. Genellikle emekli olan basketbolcular koçluğa, takım menajerliğine, oyuncu menajerliğine ya da yorumculuğa başlarlar. En azından bizim ülkemizde bu böyledir. Ömer Saybir ise bunların hiçbiri ile ilgilenmemiş ve yolunu özel sektöre çevirmiş. Ayrıca Ömer Saybir oğlunun oyununa da hiç karışmayan bir baba. Bunu duyduğumda ben de çok şaşırmıştım. Ancak konuştuğum antrenörler Yiğitcan Saybir’in babasının hiçbir şekilde kendileri ile temasa geçmediğini, çocuğuna hiçbir şekilde baskı yapmadığını söylediler. Olması gereken de bu aslında. Yiğitcan Saybir’e de ilk olarak babası ile olan diyaloğunu sordum. Düşünceleri ise şu şekilde;

‘’Babam hırslı bir insandır ve çalışmayı çok sever. Ben de sanırım ona benziyorum. Mücadeleci yapımın ondan geldiğini düşünüyorum. Çoğu özelliğimin babamdan geldiğini söylerler zaten. Ama tabii ki tek el ile şut atması hariç. 🙂 Babam her zaman bana ‘Kendi yeteneğinle yapabileceğinin en iyi işi yaparsın. Bir yerlere geldiğinde bu sadece kendi başarın olacak’ der. Bunu duymak beni hep mutlu ediyor.’’

Dilerseniz yavaş yavaş Yiğitcan Saybir’e geçelim. 2.03 boyundaki Saybir, genellikle kısa forvet ve uzun forvet pozisyonlarında forma giyiyor. Ama ben onu çoğunlukla 4 numarada izledim. İlk olarak çıplak gözle takip ettiğim turnuvası ise 2015 Yıldızlar Türkiye Şampiyonası. Açık konuşmak gerekirse de Yiğitcan Saybir’i orada pek beğenmemiştim. Tipik bir altyapı oyuncusu modelindeydi. Şampiyonlukta ise elbette payı vardı ve Kocaeli turunu 6.8 sayı-4.3 ribaund ortalamalarıyla kapattı.

Genç Takım seviyesine geçiş yaptığında ise işler tersine dönmeye başladı. Yiğitcan yavaş yavaş önemli bir oyuncu haline geldi. İzmir’deki Gençler Türkiye Şampiyonası’nda belki şampiyonluk yaşayamadı ama ödülünü U17 Dünya Şampiyonası’na giderek aldı. Fatih Elbaş yönetiminde katıldığımız turnuvayı gümüş madalya ile noktalamıştık. Saybir ise yine o turnuvada bir rol oyuncusu modelindeydi. Özellikle üç sayı çizgisinin gerisinden ve faul çizgisinden hiç ritim bulamadı. Zaragoza etabını da 3.7 sayı-2.3 ribaund ortalamalarıyla kapattı.

Son genç yaşında ise artık daha olgun, daha tecrübeli bir Yiğitcan Saybir vardı karşımızda. Olumsuz nedenlerden ötürü 2016 U18 Avrupa Şampiyonası ev sahipliğimiz tehlikeye girmiş, turnuva ileri bir tarihe ertelenmişti. Aralık ayında gerçekleştirilen şampiyonada ise çok önemli eksiklerimiz vardı. Daralan rotasyonumuzun ardından da şans Yiğitcan Saybir’e güldü. İlk tur gruplarında bir türlü ritim bulamayan Saybir, klasman maçları ile birlikte sahne aldı. Gün geçtikçe kendini daha iyi hissetti ve 8.2 sayı-5.7 ribaund ortalamaları ile Samsun’dan ayrıldı. Mayıs ayında Bursa’da düzenlenen Gençler Türkiye Şampiyonası’nda da bir şampiyonluk daha yaşadı ve madalya koleksiyonuna bir yenisini daha ekledi.