Sosyal Medya:

Haberler

Çocuğunuzu Kıyas Konusu Yapmayın

Hafta sonu İzmir’de bir kaç maç izleme fırsatım oldu. Gelişim liglerinden birbirine denk takımların maçlarıydı genelde. Arada kız maçları da cabası. İzmir’de yıllardır basketbolun içindeyim. Oyunculuğum zamanımda karşılaşmadığım şeyler ile son birkaç sezondur çok sık karşılaşıyorum. Hiç değişmeyen tavırlar, hal ve hareketler görüyorum. Jenerasyonlar değiştikçe sadece kişiler değişiyor ama anlamsız yapı genelde sabit.

Konunun merkezinde çocuklar var. Her aile çocuklarını basketbola yönlendirirken genelde spor yapsın, kötü alışkanlıklardan uzak kalsın ve kendisi gibi sportif faaliyetlerle uğraşan arkadaşlar edinsin diye yönlendiriyor. Bu dönemin başları hem çocuk hem de aile için basketbol etabının en keyifli dönemi oluyor genelde. Çünkü beklenti yok, ego yok, hırs yok, sadece yeni arkadaşlar edinen bir çocuk var. Ayrıca sadece çocuğunun iyiliğini isteyen ve basketbolu seven veliler var. Bu veliler bir araya geliyor ve kaynaşıyor. Beraber organizasyonlar yapılıyor vs. Kısacası az öncede dediğim gibi, çocuğunuzu basketbola yönlendirirken düşündüğünüz her şey ile bu dönemde otomatik olarak karşı karşıya geliyorsunuz.

Biraz zaman geçip çocuklar basketbol ile haşır neşir oldukça ise basketbola yatkın olanların yetenekleri açığa çıkmaya başlıyor. Yetenek tespiti sonrası, kafalardaki fikirler ve düşünceler değişime uğruyor. Herkes az önce söylediğim sebeplerden yani ortak sebeplerden çocuklarını basketbola yönlendiriyorken, işin içine yetenekli-yeteneksiz ayrımı girince en başta ‘ailelerin’ bu işe bakış açısı değişmeye başlıyor. Kimi zaman çocuklardan daha hırslı ailelerle karşılaşıyoruz salonlarda. Yerinde duramayan, sinirden bağıran çağıran, maçı heyecandan ayakta izleyen, hakeme hakaretler yağdıran insanlar olabiliyor salonlarda. Bu hırs genelde çocuk üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Buna çok kez şahit olduk ama dediğim gibi jenerasyonlar küçüldükçe, yeni jenerasyonlar geldikçe aileler çocukları ile birlikte işin içine daha çok dahil olma özgürlüğü hissediyorlar.

Mesela her sezon yeni kurallar geliyor, mevcut oyun kuralları değişebiliyor. Bu kurallardan zaman zaman antrenörlerin, oyuncuların bile haberi olmazken, tribünden veliler bu kurallara her zaman hakim olduklarını zannediyorlar. Bu sezon bir maçta pota altından çıkan bir topta bir veli karşı pota altına yakın bir yerden yoğun itirazlarda bulundu. İtirazın seviyesi bazen hakaret seviyesine ulaşınca da cezasını çekti. Salonun dışına gönderildi. En başa döndüğümüzde çocuk spor yapsın derken, şimdi hırsı yüzünden kendi çocuğunun oyununu izleyemeyen, oyunun tarafsız kişisi hakeme hakaret eden bir adama dönüştü. O velinin çocuğu babasının aksi fikrini düşünmesine rağmen, tribündeki o halini görünce donakaldı. Babasını sakinleştirmek de konunun merkezinde olan çocuğa kaldı.

Tribünden çocuğa gelen telkinler de işin başka boyutu. ‘’Adamına yakın ol, oğlum biraz da sen at, kızım öyle değil böyle dursana, hocam mola alsanaaa’’ diyerek çocuğuna ve hocasına kendince yardım ettiğini zanneden veliler, aslında ne kadar kötülük ettiğinin farkına varamıyorlar. Maç hazırlığında antrenörün oyuncuya ne söylediğini, hangi oyuncunun nasıl savunulması gerektiğini, tribünden bilmek anlamak kolay bir iş değil. Yine başa döndüğümüzde, çocuğum spor yapsın sağlıklı olsun derken, çocuğa oyun esnasında ders vermeye çalışan, hatta zaman zaman antrenöre ve hakeme bile ders veren bir insan haline dönüştüğünüzün farkında mısınız? Küçük yaş grupları için oldukça vahim bir durum. Siz bir de maçtan sonra arabada giderken yapılan konuşmaları düşünün…

Çocuğun yeteneğini geliştirebilmek tamamen kendisine, çalıştığı takım arkadaşlarına ve antrenörüne bağlıdır. Aile’nin yegane görevi çocuğunun mutlu olduğu yerde bulunmasına yardımcı olmak yani onun doğru bir kulüpte çalışmasını sağlayabilmektir. Çocuğunuzu asla başka biri ile kıyaslamayın. Kıyasa girdiğinizde çocuğunuzu mutlu edebilme şansınız yok. Çünkü her zaman ondan daha iyiler olacaktır. Kıyas, zamanla mutluluğu başkasına bağlatır. Değerinin başka çocuklara bağlı olduğunu düşündürtür. Oysa çocuğun sadece ‘’ben, ben olduğum için değerliyim’’ algısına sahip olması gerekir. Başarılı olursam, oyuncu olursam değerliyim dedirtmemek gerek. Bir çocuk sürekli başarılı olamaz. Öncelikli amaç sağlıklı yaşaması, kaliteli bir ortamda spor yapabiliyor olmasıdır. Bir maçta 30 sayı atması veya takımının o maçı kazanması değil.

Görüşlerinizi Paylaşın

Önemli Haberleri Kaçırmayın!

Aşağıdaki formla haber bültenimize kayıt olabilirsiniz!

SEÇMELER

Diğer Haberler > Haberler