Efe Güven: Kız Altyapılarında Sabır En Önemlisi

Bilenler bilir esas işim Lig TV’de spikerliktir benim. Futboldan para kazanan biriyim bunu itiraf etmeden geçmeyeceğim ve devamlı futbol konuşurken stüdyoda yayınlarda şu söz ile çok karşılaşıyorum; Yeni Nesil Alman teknik adamlar, yeni nesil İspanyol teknik direktörler…vs. Şimdi neden böyle bir giriş yaptım diye sorarsanız eğer; bizim yeni nesil Türk antrenörlerimiz yok mu ki böyle bir söz kullanılmıyor acaba diye soranlara buyurun size röportaj konuğum Yeni Nesil Türk antrenörlerden Efe Güven…

Efe Güven’in altyapı oyunculuk geçmişi Çavuşoğlu, Efes ve Işıkspor gibi kulüplerde geçti. Yaşıtız aslında ama hiç karşı karşıya gelmedik yada geldik de biz bilmiyoruz =) ama antrenörlük kariyerini takip edebilme fırsatı buldum en azından. Galatasaray Kadın basketbol altyapısında son yıllarda ciddi işlere imza attı Efe Güven. Genç, yeni nesil antrenörlerimizden biri. Söyleyecek çok sözü vardı bende kendisi ile kaç zamandır tanışmak konuşmak istiyordum nasip oldu söyleşi yaptık buyurun röportajımıza.

Biraz oyunculuk kariyerinden bahseder misin? Biraz tanıtım yaptım yazıda ama sen özetle kariyerini bize lütfen.

Basketbola 1995 yılında Çavuşoğlu Kolejinde başladım. İlk antrenörüm Leyla Çalışkan idi. 3-4 yıl Çavuşoğlu’nda oynadım ancak kulübün kapanması ile Efes’e geçtim. Efes’te bir buçuk yıl oynadım. Genç takım öncesinde bir çapraz bağ sakatlığı ara vermeme sebep oldu ancak sonrasında Işıkspor’da hem genç hem A takım tecrübesi yaşadım.  Sonrasında Kocaelispor, Tekirdağ gibi kulüplerde A takım deneyimi yaşadım ancak o zamanlar İkinci Lig şartları çok iyi değildi. Maddi anlamda düzgün bir kazanç elde edemeyeceğimi anladım ki Üniversiteyi de kazananınca zaten bırakma kararı kolay geldi.

efeguven (9)

Antrenörlüğe geçiş nasıl oldu?

İstanbul Üniversitesi BESYO’da okurken okul takımında da oynuyordum ki orada Davut Güngör ile tanışmıştım, onun vesilesi ile antrenörlüğe başladım. Galatasaray’da başladım bu camiada da devam ediyorum.

Kaç yıl oldu?

2006’da başladım. Yaklaşık 10 yıldır Galatasaray’dayım.

Hep kadın şubesinde idin değil mi?

Evet ki her kategorisinde de çalıştım.

efeguven (4)

Bu sene yıldız takım çalıştırıyorsun ki son yıllarda genç takım çalıştırıyordun.

İlk geldiğim sene minik takımımız yoktu. İlk etapta bunu çözmek lazım dedik ve şuan Darüşşafaka Genç Erkek takımı çalıştıran Hasan Serbest ile birlikte o dönem okulları gezerek minik takım organizasyonu için adımlar atmıştık. O zamanki şartlar dahilinde çok ciddi bir hareket yapamadık ama önemli bir hamleydi. Sonrasında pilot takım organizasyonu geldi. İlk kez pilot takım organizasyonlarına girmiş olduk. 96 Doğumlular ile Küçük B iken Dostlukspor olarak Küçükler liginde oynadık. Kendilerinden 3 yaş, 2 yaş gibi büyüklere karşı oynadılar. Zamanla şartlar iyileşti ve daha iyi organizasyonlar oldu. 1 Sene Küçük takım çalıştırdım ondan sonra 2 yıl yıldız takım çalıştırdıktan sonra 5-6 yıldır genç takım antrenörüydüm bu sene de yıldız takım çalıştırıyorum.

Takım nasıl?

2000 jenerasyonu ile beraberim bu sene ve kendi yaş grubunda Türkiye Şampiyonası görememiş bir kadro. Kendi yaş gruplarında ve büyük yaş gruplarında çok ciddi süre alamamış bir ekip. Önce özgüven kazandırmak hedefimdi. Maç eksikleri çok ama çok istekli hevesli ve aç bir jenerasyon. Öncelikli hedef Küçüklerde göremedikleri şampiyonayı yıldızda yaşatmak. İşimiz kolay değil hele 99 jenerasyonundan sonra biraz daha zor. Mücadele etmemiz gereken bir sezon.

Doğa Kolejinde de çalışıyorsun.

Üç sene Tercüman Koleji ile çalıştım. Kendimizden yaşça büyük takımlara karşı başarılı olduk. Doğa Kolejinde Tunç Dağal ve Serkan Ulusoy ile birlikte çalışma kararı aldık. Bu sene final oynamak, gelecek yıl ise Dünya Şampiyonasına katılma hedefimiz var. Gerçekten çok ciddi bir organizasyon ve yaptıkları işe çok değer veriyorlar. Eğitim bakımından da iyiler ve kendimizi şanslı hissettiğimi söyleyebilirim.

Basketbol oynamış ve kadın basketboluna sonradan dahil olmuş biri olarak ne tür zorluklar var  sence?

Kadın basketbolu erkek basketboluna göre antrenör olarak yönetilmesi daha kolay. Kadın basketbolunda Pazar küçük. Pazara dahil olmak zor ama erkeklere nazaran sıçrama yapmak çok daha kolay. Sabır bir kere çok önemli. Erkeklere göre inişleri çıkışları, psikolojik durumlar çok daha sert ve farklı olabiliyor. Erkeklere kızdığınızda hırslanabiliyor mesela ama kadınlarda bu tam tersi küsme ile sonuçlanabiliyor. Dış etkenler daha fazla etkilerken, erkeklerde daha az olabiliyor.

Mesela taraftara karşı erkekler biraz daha dirençli oynayabiliyor ama kadınlar daha olumsuz etkilenebiliyor bunu da geçenlerde bir araştırmadan öğrendim. Altyapıda en çok dikkatimi çeken husus ise ki üst yapıda da öyle psikolojik etkenler çok ön planda.

efeguven (1)

Genel anlamda yetenek havuzu ne durumda peki?

Havuz yok denecek kadar az dersek yalan olmaz sanırım. Fazla oyuncu yok. Milli takımlarda da görev aldım. 5 yıllık süreçte taramaların çoğuna katıldım. Yıldız milli dışında genç ve ümit millide görev aldım. 24 Kişilik kadro oluşturalım dediğiniz zaman 70 milyonluk ülkede 20.kişiyi zor yazıyoruz.

Katılım mı az, yetenek mi az?

Katılım az ve katılımın azlığına göre yetenek sayısı da az oluyor tabi.

Voleybolun etkisi büyük değil mi?

Doğru Voleybol seçmelerinde ki sayı bir hayli yüksek oluyor.

efeguven-milosteodosicDaha cazip hale nasıl getirilebilir?

Altyapı liglerimizin kalitesi çok düşük. Biz Galatasaray olarak son senelerde çok ciddi hamleler yaptık ama üç dört kulüp etrafında dönen bir yatırım ile nereye kadar olur bu iş? Anadolu da Çukurova bölgesi yıllardır ciddi yatırım yapıyor ki hala da devam ediyorlar ama oradaki yeteneklerde bir şekilde İstanbul’un yolunu tutuyor ve bu nedenle oralarda da istikrar çok olduğunu söyleyemem.

Rekabet de yok değil mi?

Maalasef yok. İstanbul’da 1 oyuncu hazırlık maçları, okul maçları dahil 80 maçı buluyor. Anadolu’daki oyuncuya sor 15-20 maçı geçmiyor. Kendi şehirlerindeki liglerin de etkisi büyük.

İstanbul’un durumu nasıl şuan?

İstanbul’daki maçın kalitesi de 3-4 maçın üzerinden gidiyor. Belli rekabetlerin dışındaki maçlar oyunculara çok fazla bir şey katmıyor.

Statü ile alakalı bir durum mu peki bu?

Statü değişse de fark etmez bence. Takım sayısı artmalı ama kaliteli takım sayısı artmalı. Ülkede basketbol içinde ikinci planda olan bir Kadın basketbolundan söz ediyoruz unutmayalım bunu negatif etkenler çok fazla.

 

Fiziksel, psikolojik gibi etkenleri düşündüğümüzde kadınların tam olarak oyuncu olma yaşı sence kaç? Bazıları 24 diyor mesela.

Havuz az olduğu için fiziksel olarak biraz üstün biraz eli top tutuyorsa küçük yaşta oyuncu olup olmayacağı belli oluyor bence. Erkeklerde 100 kişi yarışırken kızlarda 10 kişi yarışıyor ve biraz farklı özelliklere sahip isimler kendilerini hemen belli ediyor zaten ki 15-16 yaş sanırım bunu anlamak için çok da geç bir yaş değil.

Fundamental olarak gelişim ne zaman sonuçlanıyor peki?

Benim fikrim artık genç takıma geldiğinde çok da fazla ilerletemeyebilir. Oyun zekası her dönem gelişiyor onda bir sıkıntı yok.

Kadınlarda da bir yabancı düzenlemesine gidildi. Erkeklerde yerli oyuncular için zor oldu kızlarda nasıl bir etki var sence?

İşi zorlaştırdı doğru. Kendi fikrim rekabetin artması için yabancı oyuncuların oynaması gelmesi bence sıkıntı değil. İyi bir oyuncu her türlü kendini belli eder. Çıta yüksek, istenen başarı belli ve genç oyuncuya sabır ne düzeyde olduğu belli. Kimi kazandırdığın değil neyi kazandırdığın önemli bu ülkede.

efeguven (4).jpeg

Galatasaray’ın ciddi bir yatırımı var ki Ekrem Memnun her fırsatta alttaki birkaç jenerasyona dikkat çekiyor.

Elimizde 96-99 arası bir jenerasyon vardı. 96’lılar sportif olarak başarılıydı ama A takıma oyuncu veremedi. 97’lilerde transfer yaptık ve sportif başarı geldi. 98 jenerasyonunda başarı geliyor ki 99’lular elimizdeki en iyi jenerasyon. Ciddi katkılar sağladılar ve A takıma çıkan isimlerde oldu. Geçmiş dönemde yapılan hamleler bu dönemlere etki etti ve semeresini de alıyoruz.

Ümit vadeden bir durum o zaman.

Kesinlikle. Üç dört oyuncu A takımda ilerleyen zamanlarda Türk oyuncu bakımından rahatlatabilecek isimler mevcut. 99’lu bazı isimleri genç takımda oynattığımızda 95’liler kontenjan oynuyordu. Hep kendilerinden büyükler ile oynadı bazı oyuncularımız ki hedef A takımda daha zorlu rakiplere karşı oynamalarıydı.

efeguven (8)

Milli takıma değineli biraz da. Biz genelde sonuçlara bakan bir milletiz ki burada sonuca baktığımızda küme düşen bir milli takım geçen yaz tekrar A ligine çıktı ancak durumlar ne çoğu kişi bence bilmiyor.

4 Sene önce Erkan Metin ile birlikte Genç Milli takımda asistanlık yaptım. 2 sene genç 1 sene Ümit milli takımda çalıştım ki bu sene yine genç milli takımda çalışacaktım ancak çocuğumun erken doğumundan dolayı affımı istedim. Benim gördüğüm kadarıyla biz gerçekten Avrupa basketbolunun gerisindeyiz. Yetenek havuzumuz dar, oyuncularımızın oynadıkları ligler kaliteli değil ve bir çok oyuncu kendi kulüplerinde a takımlarında süre alamıyorlar. Ancak karşı takımlarda bu tam tersi durumda. Eurocup’ta, Euroleague’de süre alan oyuncular Ümitler kategorisinde karşımıza çıkabiliyor. Fizik olarak yavaş yavaş Avrupa’yı yakaladık ama yine de kısa kaldığımız bölgeler de olabiliyor. Bir mantalite oturtmamız lazım.

Kendimize ait bir mantalite bir felsefe var mı? Varsa da ne dir?

Her antrenörün kendine göre bir fikri var ve değişken bir durum fakat bizim yapımıza en uygunu bence koş koş basketbolu diyebiliriz. Sertlik yapmak duygularımızla oynamak diyebilirim. Zaman Türkler çok iyi savunma yapıyor, şut atıyor, penetre ediyor dedirtiyoruz ama yaş gruplarına göre değişkenlik arz eden durumlar söz konusu.efeguven (2)Oyuncu bazında nasılız peki?

Psikolojik etkenlerin olduğunu tekrar edeyim ancak Türkiye’de bir de sistem gerçeği var ki bence tamamen yanlış bir sistem söz konusu. Çocuk sabah okula gidiyor, okuldan antrenmana, antrenmandan eve gidiyor ders çalışıyor ki ne ara yeterli beslenecek, ne ara yeterli ders çalışacak ne ara yeterli dinlenecek? Çocuklar bu hengame arasında nasıl kendine bakacak? Bakan da vardır ki onlarda kendini belli ediyor ama bu sistem için de ne kadar sporculuk yaşayacak.

Gelecek için kariyer planların nedir?

Hedefim her antrenör gibi A takımda çalışmak. Basketbol oynarken bu kadar keyifle izleyemiyordum bu sporu ancak şimdi daha keyifle daha analiz ederek izliyorum ve gelecek için de hedef olarak bunu koydum.

Ağabeylerimiz eleştiriyor misyonerlerimiz yok diye.

Herkesin bir misyonu var ama ben kimsenin ağırlıklı olarak yetiştirmeye yöneldiğini düşünmüyorum. Herkes maç kazanmak için mücadele ediyor. Suni değil gerçekçi şekilde konuşmak gerekiyor. Hem yetiştirip hem kazanmak daha doğru. Hiçbir insan kaybetmek istemez. Öncelikli olarak Galatasaray’da A takımda olmak isterim ama olmazsa da hedefime ulaşmak için çalışacağım. En büyük hayalim bir erkek Euroleague takımını çalıştırmak.

Eşin de basketbolcu ki kadın basketbolunda çok önemli bir jenerasyonun oyuncusu.

Evdeki konuşmaların %80’i basketbol oluyor. Gün içinde yaşadıklarımızı konuşuyoruz. Onun da fikri her geçen gün basketbolcu tarzının değiştiği yönünde. Işıl Alben ile birlikte oynadı İstanbul Üniversitesi’nde şampiyonluklar yaşadı. Bu sene bir de bebeğimiz oldu. Çok farklı bir duygu. Hayatın oyuncu yetiştirmek, şampiyonluk, maç kazanmak değil de daha farklı şeylerden kurulu olduğunu anlıyorsunuz.

efeguven (7)Basketbolcu olsun ister misin? =)

Benim içimde uktedir futbolcu olmak istemiştim özellikle kaleci belki futbolcu olur hatta kaleci =) fakat basketbolcu olsun da isterim tabi.

Altyapibasket.com’a eleştirilerin önerilerin varsa rica edelim.

Varlığınız önemli. Veliler ve çocuklar için önemli. Bir teşvik aracısınız. Herşeyden önemlisi sizin gibi düzgün insanların bu tür siteleri yapması çok daha önemli.

Efe Güven’e bu keyifli sohbet için teşekkür ediyoruz, kariyerinde, hayatında başarılar diliyor küçük oğlu ve ailesi ile mutluluklar diliyoruz.

Bu haberle ilgili görüşlerinizi paylaşabilirsiniz...