Derin Yaya: A Takıma Çıkınca İş Ciddileşiyor

31 Ocak Pazar günü Ankara Arena Spor Salonu’nda Genç Kız Milli Basketbol Takımımızın ve TED Ankara Kolejliler’in 9 numarası 1997 doğumlu Derin Yaya ile buluştuk.

Gördüm ki benim kadar Derin de heyecanlıydı buna rağmen tüm sorularımı içtenlikle cevapladığı için tekrar teşekkür ediyorum.

Screenshot_2016-01-31-22-53-55-1İlk olarak basketbola başlaman nasıl oldu, anlatır mısın?

“Annem eski basketbolcu olduğu için evin içinde hep basketbol vardı, bende basketbola sevgi duyuyordum. İlk olarak 6 yaşında bu spora başladım. Okuduğum okulda okul takımı olmadığı için sadece antrenman yapılan bir yere gittim. Topu ilk elime alışım orda oldu. Orada ilk takımım erkeklerle olmuştu. Daha sonra Ted Koleji’ne geçtim ve minik takımdan itibaren oynamaya başladım.”

Minik takımdan itibaren başladığın için uzun yıllardır Kolej forması giyiyorsun. Kolejle geçirdiğin yıllardan bahseder misin?

“Ben 3.sınıftayken Ted Koleji’ne aynı zamanda da basketbol takımına girdim. 1 sene sonra 4.sınıftayken ilk turnuvama gittim. Daha sonraki yıllarda hem Ankara şampiyonlukları gördüm hem de her yıl Türkiye Şampiyonası’na gittik. Yıldız, genç ve en sonunda da a takım oyuncusu oldum.”

Kolej formasından bir başka formaya geçelim. Geçtiğimiz yaz genç milli takımımızda oynadın. Genç yaşlarda bu başarıyı elde etmek ve milli takım formasıyla mücadele etmek nasıl bir duygu?

“Çok heyecan verici bir duyguydu. İlk olarak 8.sınıftayken Ankara’da ki seçmelere gitmiştim, daha sonra şehir dışında da kamplara katıldım. İlk kez gerçek milli olmamsa geçen yaz Avrupa Şampiyonası’nda oldu. Öncelikle çok büyük bir onur ve gurur. Gerçekten kelimelerle tarif edilemezdi. Aynı zamanda da büyük bir yük tabi. İnşallah oralarda kalıcı olmayı hedefliyorum. ”

Peki basketbol çerçevesinde geleceğin hakkında neler düşünüyorsun?

“Basketbola başladığımdan beri hayallerim tabi ki var. Hedefim sınırlarımı zorlayarak kendimi olabildiğince geliştirmek. Neler yapabileceğimi görmek ve en sonunda hayalime ulaşmak istiyorum.”

Bu doğrultuda kendine örnek aldığın isimler var mı?

“Fenerbahçe’de oynayan Birsel Vardarlı’yı çok beğeniyorum. Küçüklüğümden beri onu izliyorum ve benim idolüm diyebilirim. Yabancı olarak da Penny Taylor’ı beğeniyorum.”

Sporda hırs olmazsa olmazlardan. Sen hırslı birisi misin? Kazanmak senin için ne kadar önemli?

“Kazanmak benim için çok önemli, çok hırslı biriyim diyebilirim. En basit oyunlarda bile çok hırslanıyorum, yenilgiye asla gelemiyorum. Hırs aynı zamanda çok da tehlikeli bir şey. Maç içinde hırsıma yenik düştüğüm zamanlarda oldu, hırsımın beni yukarı taşıdığı zamanlarda… Edindiğim tecrübelerle hırsımı kontrol etmeye çalışıyorum.”

Basketbol sana kişisel anlamda neler kattı, seni nasıl geliştirdi?

“ Özellikle erken yaşta başlamam okulumu da çok olumlu anlamda etkiledi. Her şeyi belirli bir saate bağlı yaptığım düzenli bir hayatım oldu. Bunun yanında basketbolun içinde olan işbirliği, beraber hareket etme ve paylaşmayı öğrendim. Bunların olumlu yansımasını gerçek hayatta da hep gördüm.”

Bu söylediklerinin hepsinin takım ruhu içinde yer aldığını söyleyebiliriz. Peki kendinle beraber 12 kişiyi düşünerek hareket etmek nasıl bir şey?

“Basketbolun içinde birlik ve beraberlik hep var. Sen sahada bir şeyler yaptığında kenarda arkadaşların seviniyor ya da onlar mücadele ederken sen kenarda mutlu oluyorsun. Birisi sana pas vermeden şut atamazsın veya birisi ribaund almadan koşamıyorsun. Bu yüzden birlik olmak benim çok hoşuma gidiyor ve takım sporlarını daha çok seviyorum.”

Deplasmanlar, idmanlar derken bir de okulun farklı bir şehirde. Gidip gelmeli bu yoğun tempoda zorlandığın anlar oluyor mu?

“Çok zorlanıyorum ama İstanbul’da okumayı kendim istedim. Aslına bakılırsa çok zevk alıyorum. Hem okul takımımda hem altyapıda kontenjan olarak hem de a takımda süremi artırarak sahada kalmayı kendime yarar olarak görüyorum. Zorlanıyorum ama çok mutluyum.”

Okul demişken aileler derslere engel olduğu için çocuklarının bu tarz spor yapmalarına pek olumlu bakmıyor. Sen küçük yaştan itibaren hem derslerini hem basketbolunu nasıl ilerlettin?

“Dersi dinlemenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ben dersi derste öğrenen biriydim. Zaten idmanlardan geç geldiğim için çok az vaktim oluyordu. Bu zamanda da bilgisayar, oyun gibi şeylere takılmadan ders çalışıyordum. Kısaca ikisi beraber yürüyor diyebilirim.”

Maç günleri nasıl hazırlanıyorsun? Ayrıca varsa totemlerinden bahseder misin?

“Maç günleri sabah kahvaltımı çok iyi yaparım. Maçlarda tırnaklarımın ne uzun ne kısa olmasına çok dikkat ederim. Bu yüzden maçlardan 2 gün önce tırnaklarımı keserim. Böyle topu daha iyi kavradığımı hissediyorum. En önemlisiyse saçım. Topuzumu rahat ettiğim şekilde yapmaya çok özen gösteriyorum. ”

Biraz altyapı yıllarına dönelim. Altyapılarda unutamadığın bir anın var mı?

“Altyapılarda unutamadığım bir maç var. Sanırım yıldız takımdaydık. Ankara Arena’da Çankaya Üniversitesi ile başa baş bir maçın son saniyeleriydi. Antrenörümüz bir mola aldı ve arkadaşlarımdan birinin üzerine bir set çizdi. Son 3 saniyeydi, sahada döndüğümüzde arkadaşım topu alamamıştı ben alıp üçlüğü atmıştım. O üçlükle maçı kazanmıştık. Arkadaşlarımın benim üzerime doğru koştuğu anı unutamıyorum.”

Geçen yıllarla birlikte bu yılda hem A takım hem altyapıda oynuyorsun. Bundan bahseder misin?Screenshot_2016-01-31-22-55-02-1

“ Benim A takım, altyapı ve okul takımında antrenörüm aynı kişi Yasin Akıncı’ydı. Bu nedenle çok sıkıntı yaşamıyordum. Sadece a takım idmanlarına gidip genç takımda da maçlarda oynuyordum. Son 2 yıldır da basketbol hayatım a takım endeksli.”

Peki ikisini bir arada yaşamış biri olarak a takım ve altyapının farkları neler?

“Aslında oyun aynı, kurallar aynı ama bakış açısı çok farklı. Altyapıda amaç biraz daha eğlence, spor olsun. A takıma gelince iş ciddileşiyor. Para kazanmaya başlayınca da meslek gibi oluyor. Senden üstteki sporcuları gördükçe de bende bunlardan biri olmak istiyorum, buralarda olmak istiyorum diyorsun.”

Bakış açılarının farklı olduğundan bahsettin. Sence Ankara’da ki altyapı ligleri sporcular için yeterli mi? Gerekli ilgi gösteriliyor mu?

“Gerekli ilginin gösterildiğini düşünmüyorum. İstanbul’a kıyasla ilgi çok az. Hatta bazı oyuncular genç yaşta İstanbul’a transfer ediliyor. Bu Ankara basketbolunu olumsuz anlamda çok etkiliyor. Ankara’da bazı kulüpler ön planda diğerleri de geri planda kalıyor. Hepsi aynı seviyede olsa rekabet üst düzey olacak ve bu da başarıyı artıracaktır.”

Tekrar maç içine dönelim. Sana göre maç içinde en iyi yaptığın şey nedir?

“ Penetre. Adam eksiltip çembere gitmeyi çok seviyorum. Turnike çeşitlerini atmayı çok seviyorum, yaparken de zevk alıyorum.”

Maç içinde kendini eksik hissettiğin ve geliştirmen gerektiğini düşündüğün şey nedir?

“Kesinlikle stop şut. Maç içinde arada kalıyorum bu da alışkanlık gerektiren bir şey tabi. Bunun yanında bir de hızlanmam gerektiğini düşünüyorum.”

Şimdi sana iki seçenek sunup birini seçmeni isteyeceğim. Hücum mu savunma mı?
“Savunma.”

Şut mu penetre mi? “Penetre.”

Sayı atmak mı asist yapmak mı? “Asist yapmak.” Neden asist? “Genelde istatistiklere bakıldığında çok sayı atan oyuncu ön plandadır ancak asist yapmak saha görüşü gerektiren bir şey. Bu benim çok hoşuma gidiyor ve asist yapınca daha mutlu oluyorum.”

Screenshot_2016-02-02-18-12-19-1Alan savunması mı adam adama mı? “ Adam adama.” Neden? “Alan savunmasına göre çok daha zor olmasına rağmen agresifliğini kullanabildiğin için basketbola daha uygun olduğunu düşünüyorum.”

Son olarak da vakit buldukça nelerle uğraşırsın, neler yapmayı seversin ?

“En ufak bir şey bile olsa annemle vakit geçirmeyi çok seviyorum. Onun dışında arkadaşlarımla sinemaya gitmek, gezmek, eğlenmek diyebilirim. Bunlar basit şeyler ancak hayatımız basketbola endeksli olduğu için bu ufak şeyler bile bize çok farklı geliyor. Bunun dışında sporu çok sevdiğim için basketbol, futbol fark etmeksizin maçlara gitmeyi ve maç izlemeyi çok seviyorum.”

Derin Yaya’ya bu güzel sohbet için çok teşekkür ediyorum. Ted Ankara Kolejliler formasıyla başarılı bir sezon geçirmesini temenni ediyorum.

RÖPORTAJ: İlayda Şensoy

Bu haberle ilgili görüşlerinizi paylaşabilirsiniz...