Deniz Olgun: Hiçbir Başarı Tesadüf Değildir

ÖZEL RÖPORTAJ | U-18 Genç Kızlar Türkiye Şampiyonası’nda mutlu sona ulaşan Beşiktaş’ın antrenörü Deniz Olgun sorularımızı yanıtladı. 

Turnuva hakkında değerlendirmelerde bulunan Olgun ayrıca kendilerine başarıyı getiren temel faktörler üzerinde de durdu.

-Ordu’da düzenlenen U-18 Genç Kızlar Türkiye Şampiyonası’nda mutlu sona ulaştınız. Turnuvayla ilgili değerlendirmelerinizi öğrenebilir miyim?

Öncelikle bayan basketboluna emek veren tüm kulüplere, çalışma arkadaşlarıma, sporculara ve onları yetiştiren ailelerine teşekkür ederim. Bu sene KBBL’ye U18 takımları ile katılma şansı yakalayan birçok kulübün, o ligde kazanmış oldukları tecrübe, sertlik ve bir arada çok maç yapabilme faktörünün sahaya yansımasını gözlemlediğimi söyleyebilirim. Ayrıca birçok kulübün tek çatı altında okul takımı olarak bir arada liseler Türkiye şampiyonasına katılması, beraber yapılan her organizasyonun takımları düzen anlamında çok rahatlattığı gerçeği, bizi orada bekleyen en bilinmez soruydu. Bu sene henüz KBBL’ye katılamadığımız ve burslu okuyan öğrencilerimizin farklı okullarda bizleri ayrı ayrı temsil etmeleri sonucunda, gerek beraber yapabildiğimiz antrenman sayısı, gerek sertlik düzeyi yüksek maç oynama eksikliğimizi; antrenman kalitemizi, şiddetini ve sertliğini maksimum düzeye çekmeye, özel antrenman sayımızı her güne dağıtmaya çaba göstererek mutlu sona ulaştık diyebilirim.

“ASLA VAZGEÇMEK YOK”

-İstanbul Üniversitesi ve Ankara şampiyonu Çankaya Üniversitesi’nin geçerek geldiğiniz finalde İstanbul Ligi’ni yenilgisiz tamamlayan Galatasaray’ı mağlup ettiniz. Size bu namağlup şampiyonluğu getiren temel faktörler nelerdi?

Bahsi geçen kulüplerin hepsi bayan basketbolu için lokomotif kulüpler olup, sayısız oyuncuyu milli takımlar seviyesine katmış, her zaman varlıklarından onur duyduğumuz, rakibimiz olmanın ötesinde basketbol adına kattıkları ile çok büyük saygıyı hak eden camialar.

Öncelikle Çankaya Üniversitesi maçı kendi adıma unutamayacağım maçlardan biri olarak hafızamda kalacaktır. Her takımın hep istediği ama bizim istemek dışında gerçekleştirebildiğimiz ‘ asla vazgeçmek yok’ kalıbını sahaya koyabildiğimiz bir maç oldu. Uzatmalar sonucunda kazandığımız maç bizi yarı finale taşımaktan öte, kendimize getirdi diyebilirim.

İstanbul Üniversitesi maçına gelirsek , birçok dış sesin ‘ favori’ olarak gösterdiği bünyesinde şuan halihazırdaki A Milli Takım kadrosunda iki tane çok yetenekli ve gelecek vadeden oyuncular liderliğinde, her pozisyonda oyuncusu bulunan, iki oyuncusu dışında ortalama yedi senedir bir arada oynayan, KBBL dışında Adriyatik ligine katılan, liselerde şampiyonluğa ulaşan düzen ve sistemleri en net takımlardan biri olan rakibimizi çok iyi analiz ettiğimizi düşünüyorum. Ama ne olursa olsun çocuklarımın izledikleri her şeyi bize inanarak kabul ederek belki de en yüksek konsantrasyon ve odaklanmayı o gün gerçekleştirmesi sahaya muhteşem bir mücadele ile yansıyınca, kazanma anahtarını bulmuş olduk. Evet herkesin üst düzey oyuncuları vardı, ama biz içeride ve dışarıda iyi bir takım olmayı başardık.

Son rakibimiz olan Galatasaray bu sene var olan 3 kontenjan kuralı ile bu senenin en şanslı takımı olmaya adaydı. Kendi yaş gruplarında her sene şampiyon olabilme başarısı gösteren, yine A Takım düzeyinde antrenman ve maç oynama şansı yakalayan sporcuları ile yine uzun süre bir arada oynamış KBBL’yi 1.sırada tamamlama başarısı göstermiş bir takımı yenebilmeyi başarabilmek, yine aynı mantıktan geçmek zorundaydı. Bizim bir oyuncumuz üç iş yapmak zorunda ve gerek bu sene gerek iki sene önce kazandığımız Türkiye şampiyonluğunun en önemli faktörü ‘x’ oyuncular dediğimiz bench katkısı, kenardan gelen her oyuncunun takımını yukarı çekmesi, kimsenin maça nerede başladım diye düşünmeden maçı nasıl daha iyi yerde bitirebileceğimize odaklanması bizi herkesten ayıran en büyük ve en özel takım olmamızı sağlayan büyümüz oldu.

-Beşiktaş son yıllarda birçok genç oyuncusuna A Takım seviyesinde süreler veriyor. A takım ile iletişiminiz ne durumda? Oyuncuların yakaladıkları başarı hakkında onlardan ne gibi geri dönüşler alıyorsunuz?

Bizim gibi altyapı koçlarının en önemli hedefi oyuncularını bir üst seviyeye taşımak, hayatının geçimini sağladığı kulübüne katkısını oyuncu yetiştirerek ödemek, hiçbir karşılık beklemeden gece gündüz çalışan sporcularını hayallerine ulaştırmak için saha içi ve dışı her türlü gelişim yardım ve sorumluklarına katkıda bulunmak olmalıdır. Var olan takımımızda geçen sene ve bu sene A takım kadrosunda yer alan ve A takım ile antrenman yapma şansı yakalayan her sporcumuz bu şanslarını iyi değerlendirmekte ve bizde onlarla gurur duymaktayız.

-Öncelikle İstanbul olmak üzere Türk kadın basketbolundaki altyapı organizasyonunu yeterli buluyor musunuz? Yapılan yanlışlar ya da doğrular sizce nelerdir?

TBF’nin iyi yönde emek verdiğinden şüphe duymamakla birlikte altyapı anlamında özellikle bayan basketbol altyapısı anlamında çok daha fazla çekicilik yaratmak, okul ile basketbol dengesini kurabilmek adına mutlaka okulları organizasyonun içine katmak bir fikir olabilir. Şuan oradaki hemen hemen herkesin altyapıları hem oyuncu hem idareci hem koç olarak yaşamış olduklarını düşünürsek bizim görevimiz onların bizlerle kurdukları her diyalog talep ve öneriyi değerlendirip uzlaşmak ortak hedefimizin oyuncular ve gelişimleri olduğunu unutmadan beraber çalışabilmektir.

-Erkeklerde bildiğiniz gibi Basketbol Gençler Ligi uygulaması yapıldı. Kadın basketbolunda da bu tip bir uygulamaya ihtiyaç olduğunu düşünüyor musunuz?

BGL organizasyonu bu sene oyuncu gelişimleri adına bir çok kulübün ihtiyacını gidermiş olması yanında , final maçları TV yayını , görmüş olduğu ilgi ve dikkat çekmeyi başarması adına , ‘ altyapının’ önemi açısından çok takdir hak eden bir eylem oldu. Bu sene TBF’nin bayan basketbolu adına böyle bir düşüncesi olduğunu duymakla beraber, doğru yaş gruplarını belirleyerek ve bu konuda mutlaka kulüplerle işbirliği ve diyalog halinde olarak tüm Türkiye genelinde öncelikle hiç bir oyuncuyu kaybetmemek adına bu organizasyonu gerçekleştirmesini temenni ediyorum.

-Kadın basketbolunda bir değişim süreci yaşanıyor. Uzun yıllar oldukça başarılı sonuçlar elde eden milli takımlar vardı. Altyapılarda sahip olduğumuz yetenekli oyuncuların gelişimi ve A takımlara entegre olması adına yeterli çalışmalar yapılıyor mu?

Dünyanın her yerinde Jenerasyonlar gelip geçici hedefler bakidir. Ancak günümüzde kuvvet ve atletizm gibi kadınlarda çok fark yaratan özelliklerin sahaya yansıması Türk ve yabancı oyuncu arasındaki mental ve fiziksel farkın arasındaki boyutu kapatmak konusunda, öncelikli işin oyuncuların, sonra koçların olduğunu düşünüyorum. Oyuncular fiziksel eksikliklerini takım antrenmanı ile tamamlayamayacaklarını bilmek, uyku beslenme ve özel hayat gibi faktörlere inanmak ve dikkat etmek zorundadır. Bu işi meslek haline getirmek istiyorlarsa 24 saatin 2 saatini ayırmak yeterli olmayacaktır. Hele altyapıda sadece fiziksel üstünlükleriyle sadece skoru hedefleyen oyuncu ve kulüplerin bir anlamda kendilerini kandırdıklarını içtenlikle söyleyebilirim. Hep daha çok çalışmak, bahanelere farklara aldırmadan mutlaka fark yaratmak için çabalamak felsefe haline gelmezse , A takım entegrasyonu tam anlamıyla sağlanamamaktadır.

“HİÇBİR BAŞARI TESADÜF DEĞİLDİR”

-2016’daki Yıldız Kızlar Türkiye Şampiyonluğu’nda da yine siz vardınız. O dönem yaptığımız röportajda özel antrenmanların önemine değinmiştiniz. Bireysel antrenmanların hem takım, hem de oyuncu gelişimindeki yeri nedir? Siz bu konuda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

2016 yılında şampiyon olduğumuzda felsefe olarak ne düşünüyorsam, geçen sene final oynadığımızda da, bu sene tekrar eden şampiyonluğumuzda da aynı şeyi düşünürken şunun altını çiziyorum; ‘Hiçbir başarı tesadüf değildir’. Şampiyonluklar bizlere ve oyunculara muhteşem güzel anılar ve fotoğraf kareleri olmaktan çok daha öte sorumluluklar vermeli. Şampiyonluktan öte çok şey olduğu gibi. Biz bu seneki U-18 Genç takımımızda yer alan 12 sporcumuzun 9’unu milli takımlara gönderme başarısı yakalayabildiysek , doğru yoldayız diyebilirim. Mutlaka noksanlarımız, kusurlarımız yapmamız ve öğrenmemiz gereken çok şey vardır. Ancak bunların hiçbirini bütünüyle takım antrenmanlarında en üst seviyeye taşıma şansımız yoktur. Bu sene kendi takımım adına birçok takımın sezon içi antrenman sayısından bile fazla olabilecek şekilde özel antrenman sayısına ulaştığımızı, sahada ve istatistiksel olarak geri dönüşümünü görmek beni ekibimi ve kulübümü her iki anlamda da memnun etti. Sporcularımızı okullardan erken çıkarmak yerine okula gitmeden önce sabah saatlerinde ve akşam takım antrenmanlarından sonra diğer takımların çalışması esnasında 1 çember 1 top dahi olsa o alanı ve zamanı en verimli şekilde değerlendirmek ve bunu her güne yaymak bu seneki alışkanlığımız oldu.

-Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Altyapı adına çalışmalarınız , ilgi alakanız için teşekkür ederim. Başta aileme, kulübüme ve kızlarıma, haklı gururumuzu ve mutluluğumuzu yürekten paylaşan tüm dostlarıma, Ordu’daki ve İstanbul’daki, Türkiye’nin her yerinden bizi destekleyen büyük Beşiktaş taraftarına, staff arkadaşlarıma, kulüp çalışanlarına minnetlerimi sunarım.

Etiketler:
Bu haberle ilgili görüşlerinizi paylaşabilirsiniz...